"yürüyüşünde doğal ol, sesini alçalt. şu bir gerçek ki, seslerin en çirkini eşeklerin sesidir." Lokman Suresi 19. Ayet. Ayetteki üslup çok manidardır. Allah, “sesinizi eşeklerin sesi gibi yükseltmeyin” demiyor. Sadece “sesinizi yükseltmeyin” buyuruyor. Ve “seslerin en çirkininin eşeğin anırması” olduğunu söyleyerek güzel bir benzetme ile bağırarak konuşan insanın, daha dikkatli ve sakin olması gerektiğine dikkat çekiyor.
1000k
Hamdun Kassar -kuddise sirruh- buyurur: “Düşe kalka giden bir sarhoş gördüğünde dikkatli ol, sakın onu kınama! İhtimâl ki, sen de aynı belâ ile müptelâ olabilirsin!”
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mesuliyetini taşıyacağın fikrin adamı ol! Onu kendi uzviyetinde bir ağaç gibi yetiştir. Onun etrafinda bir bahçıvan gibi sabırlı ve dikkatli çalış!
dünkü iletimle denk gelmesi peki sksksk
Ancak, iş Ai shiteru'ya (seni seviyorum) gelince dikkatli ol. Her şeyin bir zamanı var. Zamanı gelmeden "Seni seviyorum" diyeceğine lncil'den bir şeyler oku daha iyi.
Alıntı

fidu

@fidanz
·
Japoncada ne denli ilerlersem Japonları o denli az anlıyordum, yani kafa yapılarını, huyları­nı, weltanschauung'larını demek istiyorum.
weltanschauung (Alm.) Dünya görüşü.·Kitabı okudu
Alıntı
Yalan konusunda çok hassas davranan Allah Resûlü (s.a.s.), insanları yalandan ve ona götürebilecek her türlü davranıştan sakındırmıştır. Hatta bunlara, birçok kimsenin önemsemediği çocuklara yalan söylemeyi ve yalan söyleyerek şaka yapmayı da dâhil etmiştir. Nitekim bir defasında Resûlullah, bir annenin çocuğunu çağırıp, “Gel sana bir şey vereceğim.” dediğini işitince kadına, “Ona ne vereceksin?” diye sormuş, “Kuru hurma.” cevabını alınca da şöyle buyurmuştur: “Dikkatli ol, ona bir şey vermemiş olsaydın, bu senin için bir yalan olarak yazılacaktı.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 80). Öte yandan Allah Resûlü, “Yalandan kaçının. Çünkü ister ciddi olsun, isterse şaka yollu olsun yalan söylemek Müslümana yakışmaz.” (İbn Mâce, Sünnet, 7) buyurarak konunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. O, doğru sözlülük konusunda o kadar titizdir ki, “İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimselere yazıklar olsun.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 80) buyurup, şaka yaparak da olsa bir insanın yalanı terk etmediği sürece tam anlamıyla mü’min olamayacağını haber vermiştir (İbn Hanbel, II, 353).
İlk kez bir yazimin sonuna mutluluk bıraktım.
Artık neredeyse hiç bir şey hissetmiyorum. Bu hissizlik yazmama engel oluyor sanki. Kendimi boşlukta hissediyorum. İyi de değil kötü de değil. Anlamıyorum. Nasılım? İyi mi kötü mü? Bilmiyorum ikiside değil. Bu hissizlik biraz fazla ağırlaştı. Sanki duygularım ile yasarken daha mutluydum. Fakat şimdi mutsuz bir huzura sahibim. Bu ne demek ti? Mutsuz huzurluk. Ne kadar saçma ve iyi hissettiren bir cümle. Sanırım olduğum durumu bu iki kelime anlatıyordu. 'Mutsuz huzur' yetti. Hep huzura sahip olmak istiyordum. Sonunda oldu, mutsuz bir huzura ulaştım... Aslında hissiz yaşamak daha iyi gibi. Birine karşı hiç bir şey hissetmiyorsun ve karşındaki insan kim olursa olsun kırmaktan ve gerçekleri söylemekten çekinmiyorsun. Bazilarina. Bunları yaptıkça yalnızlaşıyorsun. Etrafında bir sürü insan olsa bile o yalnızlık hissi seni esir alıyor. Çünkü insanlar yalan içinde yaşamaya, gerçeklerin üzerini örtüp hiç bir şey olmamış gibi devam etmeye alışmışlar. Ne acınası. Bu yazıyı nasıl bitireceğim bilemiyorum fakat ihtimal üzerine düşündüğüm tek şey bu hissizlik beni terk etmeyecek. Bu benim için iyi, kırılmıyor ve yıkılmıyorum. Ama sen bu yazıyı okuyup bu cümleye geldiysen asla kendinden ve duygularından vazgeçme. Sen hisset ama dikkatli ol. Yalanlar içinde esir kalma. Bu acıtıcı...
Ömür