Beyhan Budak, kesinlikle ülkemiz çağdaş psikoloji alanının en çok duyduğu isimlerden birisi. Onu sadece sosyal medyada popüler videolar üreten bir isim olarak değerlendirmek yanlış olur. O herkesin bu kategoriyi anlaması aşamasında çok özel bir dil kullanıyor. Çünkü Budak’ın kurduğu dil, akademik psikolojinin klinik tonuyla gündelik hayatın kırılgan gerçekliği arasında bir köprü kuruyor. Özellikle günümüz insanının “iyi görünürken içten içe tükenme” hâlini anlatmadaki başarısı, onu klasik kişisel gelişim yazarlarından ayırıyor. O nedenle ben kişisel gelişim-psikoloji yazarı olarak kendimce onu tanımlıyorum.
Şimdi incelemesini yaptığım Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi kitabı da tam olarak bu bahsettiğim dili kullanarak, psikolojik dayanıklılık, sınır koyma, bastırılmış duygular, geçmişe saplanıp kalma, duygusal hassasiyet ve insanın kendisiyle kurduğu problemli ilişki üzerine düşünürken; bunu akademik bir dil ile değil, gündelik hayatın içinden örneklerle yapıyor. Bu da ilk başta bahsettiğim çoğunluğu kapsayıcı olan anlatım şeklini belirtmemin aslında nedenini sanıyorum ki açıklıyor.
Kitap, tipik kişisel gelişim kitaplarından farklı olarak iyileştirici, umut aşılayıcı düşünce yapısıyla ilerlemiyor, okurun kendi eksikliğini bulması ve onun için neler yapılabilirin üzerinden ilerliyor.
İnsanların neden genel olarak mutsuz oldukları ile de kitapta bir bölüm var. Genellikle biliyorsunuz insanlar neden mutsuz olduğunu açıklayamaz, iş hayatı, aile hayatı, özel hayat gibi onlarca nedenin içinde insan rahatsızlıklarını genellikle bedensel yorgunlukta arar, ancak yorgunluğunun temel nedeni bastırılmış birçok duygunun dışa psikolojik olarak vurumudur diyerek yazarımız bu durumu açıklıyor.
Beyhan Budak'ın sanırım bulduğu bir kavram olan kitabın da adı olan "Hayat acemiliği"