KİTABIN ÖZETİ
Ruhun ölümsüzlüğü, ölümden sonra yeni yaşamın seçilmesi Platon’un öne sürdüğü düşüncelerdir. Yasa koruyucunun gözünde üç erek olmalıdır: özgürlük, devletin birliği ve yurttaşların ölçülü olması (36). Platon yasa çıkarmakla yetinmemekte, aynı zamanda öğretmektedir (37). 5040 1’den 12’ye kadar, 11 dışında bütün sayılara kalansız bölünebilir (Yasalar 39). Platon’a göre akıl eşit değildir. Bu nedenle insanları sınıflamış ve her sınıfın baskın olan bir erdemi olduğunu ifade etmiştir. Önemli olan herkesin kendi yerini bilip, bütün içinde uyumun yaratılmasına kendi katkısını yapmasıdır. Bu yapıldığı zaman en mükemmel devlet oluşur. Akıl düzeyindeki farklılıklar doğuştan değildir. Bu nedenle eğitim önemlidir. Devletin korucuyusu hep insandır. Suçlu İyileştirilmelidir Platon suçlunun bilgisizlik ya da öfke ya da kötü eğitim ya da bozucu çevre tarafından gerçek isteklerine karşı yönlendirildiğini iler sürer; bu nedenle suçlunun cezadan çok iyileştirmeye gereksinimi vardır (41). Kendi kendini yenmek zaferlerin en başta geleni en güzelidir (50). Örnek yürümek. Diyalektik Yasa Koyucu Çok barış uğruna savaş yasaları koymazsa da, tam bir yasa koyucu olamaz (53). İyi şeyler insansal ve tanrısal olarak ikiye ayrılır. Birinciler ikincilere bağlıdır. İkinciler elde edilirse birinciler zaten gerçekleşir. İnsansal iyi şeyler: 1) Sağlık, 2) Güzellik, 3) Güç, 4) Sağduyulu zenginlik. Tanrısal olanlar 1) Aklı başındalık, 2) Ölçülülük, 3) Adalet, 4) Yiğitlik Hazları Eğitmek Gerekir (Tıp Doktorları, Mevleviler) Eğer bizde yurttaşlar gençliklerinden beri en büyük hazları denemezlerse, onlara karşı koymada ve çirkin bir şey yapmamaya kendilerini zorunlu görmede hazırlıksız olurlarsa hazlara karşı zayıflık nedeniyle korkuya yenilenlere aynı duruma düşeceklerdir; hazlara karşı direnebilenlere,
İnsanların diğer işlerde dostluktakinden daha dikkatli davranmasından şikâyet ederdi: Ona göre insanlar ne kadar keçisi ve koyunu olduğunu söyleyebilirken, ne kadar dostu olduğunu söyleyemiyor; o hayvanları satın alırken dikkat ediyor, ancak dostlarını seçerken ihmalkâr davranıyorlar, dahası kimin dostluğa uygun olduğunu belirlerken kullanacakları herhangi bir işaret ve belirti de yok. O halde sağlam, değişmez ve sarsılmaz dostlar seçilmeli, büyük ihtiyaç duyulan dostluk türü budur. Ayrıca denemeden karar vermek gerçekten zordur, bizzat dostluğun içinde deneyim kazanmak gerekir. Bu yüzden dostluk karardan önce gelir ve deneyimin gücünü ortadan kaldırır. O halde sağduyulu insana yakışan, arabada olduğu gibi, dosta yönelik iyi niyet güdüsünü dizginlemektir. Atlarda denediğimiz şeyi dostluklarda da deneyelim, önce dostların davranışlarını bir ölçüde kontrol edelim. Bazılarının ne kadar değersiz olduğu genelde az miktarda parayla bile anlaşılır, az parayla kışkırtılamayan bazılarının kim olduğu ise çok parayla öğrenilir. Parayı dostluğa tercih etmenin rezilce bir davranış olduğunu kabul eden birileri bulunacaktır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sözlü Mesajın Yazıya Geçirilişinde Kaybedilenler
Yazının mesajı olabildiğince korumaya çalışan yönü, mesajı sonrakilere ulaştırmak adına heyecan uyandırıcıdır. Burada farkına varılması gereken bir husus daha vardır. Mesaj, sözlü aktarımı sırasında onu oluşturmak için birçok yardımcı devredeyken yazıya döküldüğünde bu yardımcıların birçoğundan mahrum olmaktadır. Diğer bir deyişle, mesajın söze aktarımında ses, sesin tonlamaları, beden dilinin imkânları kullanılırken, aynı mesajın yazıya geçirilişinde bu zenginlikten bahsetmek mümkün değildir. Yazıda kelimeler ve harflerin dışında -insaf ederek ve günümüzdeki imla ve noktalama işaretlerini de hesaba katarak konuşalım, bunların da ötesinde- başka ne vardır? Sözlü ve yüz yüze iletişimde alana daha rahat aktarılabilen mesaj, yazının malzemeleriyle ister istemez sınırlanır ve okura, bu sınırlandırılmış mesaj aktarılabilir. Yazı sözü değil kelimeleri canlı vurguyu değil cansız işaretleri nakleder. Bu durumda yazı ile mesajın ne kadarı aktarılabilir sorusu gündeme gelir. Mesajın mümkün olduğunca bütününü yazıyla aktarabilmek, bu işte yetenekli olan ve yöntem bilen kişilerce gerçekleştirilebilecek bir iştir. Bundan dolayı herkes yazar olamaz. Bunun için herkes, yazı ile iletmek istediği mesajı, iletmek istediği başarı düzeyinde ve iletim başarısıyla aktaramaz. Yazmak başlı başına zor bir iştir. Yazıda kullanılabilecek ögeler bellidir ve sınırlıdır. Yüz yüze iletişimin imkânlarından beden dili ve sesin tonlamaları yazıda olmadığı için, kelimelerin seçimi ve o kelimelerin bir araya getirilmesindeki maharet mesajın iletiminin başarısını belirleyecektir. Yukarıya alınan bir tabloda, yüz yüze sağlıklı bir iletişimde yer alan unsurlar ve bunların iletişimin başarısına katkıları sunulmuştu. Bu tabloya göre sesin tonlamaları yani % 30'luk katkı ile beden dilinin yani % 60'lık
Sayfa 84-85
1000Kitap