ırk dil din renk mezhep cinsiyet ayrımı yapanlardan uzak,yeşile maviye hasret ,griye mahkum,umutlarını defnetmiş,siyaseti boşver film kitap felsefe edebiyat konuşan,tatlıyı acıyı hayata dair değil yemeğe dair seven biri...
Oysa bir insan başka bir insanı seviyorsa bu ilişki için gerekli olan tüm özelliklere sahip olmalıdır; sadık olmalı, iyi bir arkadaş, sorumluluk sahibi, sağlam ve güvenilir olmalıdır.
Diyelim ki yağmur yağıyor ne yapabilirsiniz? Yanınıza bir şemsiye alabilir veya taksiye binebilirsiniz ama yağmurla savaşmak onu alt etmeye çalışmak yararsızdır. Bu esnada zamanınızı yağmurla savaşmak için kullanıyorsunuz. Bunun güçlü olmak olduğunu sanıyorsunuz. Üstünlüğü elde edeceğinize inanıyorsunuz. Ama zaferlerinizin size zararı herkese olduğundan daha fazla oluyor.
Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum.
Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.
İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu
gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.
Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık.
Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor
ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.
İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim,
eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık
ve yeterli yaş faktörü artık bende de var.
‘Ben demiştim’ ,’ben bilirim’, ‘ben zaten anlamıştım’,
Sendromunda olanlarla arkadaşlıkları
bir kez daha sorguluyorsun.
İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca
sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor.
Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun.
İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün
dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum.
Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi
sıcağa uçuyor ve sadece seninle
birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor.
Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu
öğreniyorsun buralara kadar gelirken.
Uzun düz otobanlardan olduğu gibi,
kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine.