"Uygarlığın göbeğinden birden çekilip alınmış ve en ilkel yaşamın ortasına fırlatılmıştı. Aylaklık ve can sıkıntısından başka yapılacak iş olmayan, tembel tembel güneş altında geçirilen yaşama hiç benzemiyordu bu. Burada ne rahat ne huzur ne de bir nebze güven vardı. Olan biten hep kargaşa, hep hareketti. Yaşamın her anı tehlike doluydu. Sürekli dikkatli olmak zorundaydı; çünkü buradaki köpekler ve insanlar, şehir köpekleri ve insanları gibi değildi. Bunların hepsi de sopaya sopa, dişe diş kanunundan başka kanun tanımayan vahşilerdi."