Sigaramı yakmak üzereyken ateşimin olmadığını fark etseydim,
Merdivenlerin başında kalakalmış bir felçli olsaydım,
Komik bir hikaye bilseydim ve bunu anlatacak kimsem olmasaydı,
Sırtımın ortasında bir yer kaşınsaydı ve kolum oraya uzanamasaydı,
İşte o zaman Jean-Paul Sartre bir cüret çıkıp bana "cehennem başkalarıdır" deseydi, ondan sırtımı kaşımasını isterdim.
Ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde, yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. Aslında tümünü, çünkü yarım geçmiş yoktur. Sanki bir sayfayı dikey olarak ikiye yırtmışsın da, cümleleri sadece yarıya kadar okuyorsun, diğer kişi de sonlarını okuyor. Ve hiç kimse bir şey anlamıyor. Diğer ucunu tutan kişi gitmiş. O geçmişin günlerinde, aylarında ve yıllarında bu kadar yakın olan kişi... Geçmişi onaylayacak kimse yok, onu birlikte çalacağın kimse yok.
Olasılıkların öldürülmesi yoluyla işlediğim cinayetler hiçler doğurmuştu. Katlettiğim olasılıklardan doğan hiçler dolanıyordu aklımda.
Bir çocuğun elinden kaçırdığı balon gibi, 'hiç' balonları.
Ve balonu bazen evde kaçırırsın elinden ve tavanda yapışıp kalır balon.
İşte böyle hücremde, başımı kaldırınca, tavana yapışmış hiç balonları görüyorum.
Bunların çoğu patlayamadan sönecek ve havaları kaçmış bir şekilde aşağı inecekler.