BİR İNCELEMEDEN FAZLASI... OKUYUNUZ LÜTFEN.
Gerçek bir eser, hayatın zank diye ortasından! Bir otobiyografi. Onca kurgu içeren kitaptan sonra böyle bir eser okumak öyle muhteşem, öyle gerçek, öyle derin ki!
Oğul Kafka... Yahudi bir ailenin tek erkek çocuğu. Geleneksel bir aile yapısına sahip. Otoriter Baba Kafka'dan hep korkmuş, yetersizlik duygusuna kapılmış, özgüvenini yitirmiş, benliğini kaybetmiş, kekeleyerek konuşan, kambur duran bir çocuk olmuş.
"Çünkü sen benim için her şeyin ölçütüydün."
Bir yerlerden tanıdık geldi mi size? Bu topraklarda geleneksel şekillerde yetiştirilen hemen her çocuk benzer tutumlara maruz kalmış ve benzer içsel yitiklere sahip olmuştur. Yalnız Franz değil, tüm kız kardeşleri benzer psikolojik travmalar yaşamış. Anne mi? Babayı çok seviyor, çocukları ile ilgileniyor fakat baba ile çocuklar arasına girmeyecek kadar da itaatkar. Anne herkesi toplayayım derken yine arada kalmış ve yine o suçlanmış. Şaşırmıyoruz artık değil mi?
Kafka büyümüş, yetişkin olmuştur ve bu mektubu evlilik kararı aldığı bir sırada yazar. Baba elbette karşı çıkar. Burda dikkate değer bir diğer nokta günümüzde de olduğu gibi ailesinden yeterli değer ve ilgiyi göremeyen hatta bir birey olarak bile muhattaba alınmayan çocuklar; evliliği bir kurtuluş, bir birey olma, bağımsızlığın ilanı olarak görürler. Franz da öyle görmüş.
Günümüzde sosyal medyada özellikle yeni evlenen insanların eşlerini, yaşantılarını, neler yaptıklarını göze sokarcasına, sık sık paylaşmalarının temelinde de bu fikir yatar. Çünkü artık bir bireylerdir!
Bir yaşa kadar tahakküm altında olan, evin kurallarına uyan, fikri önemsenmeyen, hep bir kenarda duran, ye deyince yiyen sus deyince susan o çocuk artık genç olur ve tüm bunlardan kurtulup kendi bağımsızlığını babalık veya annelik olarak ilan