Dilara öner

Martin ayakkabılarını unuttu ve dudakları kıpırdanmaya başlayıp da “Ruth” diye mırıldanana kadar gözlerini ayıramadı onlardan. Tek bir hecenin bu kadar güzel bir tınısı olabileceğini hiç düşünmemişti. Kulaklarını mest eden bu sesi tekrarladıkça kendinden geçiyordu. “Ruth.” Bu bir tılsım, büyü yapmak için kullanılabilecek sihirli bir sözcüktü. Onu her mırıldanışında, kızın yüzü gözlerinin önünde titrek bir ışıkla parıldıyor, o pis duvarı altın renkli bir ışıltıyla kaplıyordu. Bu ışıltı duvarda da kalmıyor, sonsuzluğa uzanıyor ve Martin’in ruhu bu altın renkli derinliklerde kızın ruhunu arıyordu. İçinde iyi ve güzel olan ne varsa görkemli bir sel gibi dışarıya fışkırıyordu. Kızın düşüncesi bile onu yüceltiyor, arındırıyor, daha iyi bir insan yapıyor ve daha iyi bir insan olmaya özendiriyordu.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kinyas
Doğarken kazandığım, yirmi birimde isteyerek kaybettiğim her şeyi geri almaya çalışıyordum. Kimliğimi, insanlığımı, ailemi…
Sayfa 381·Kitabı okudu
Ama annem ağlıyordu. Beni hala seviyordu. Babam hayatımı, annem ruhumu kurtarıyordu.
Sayfa 374·Kitabı okudu
Yıllar önce kimliğimi yırttığım gece, aklıma geldi. Bileklerimi kestikleri gece, okyanusun bütün yaratıklarını uykularından uyandıracak kadar acıdan bağırdığım aklıma geldi. Sekiz yıl aklıma geldi. Yirmi dokuz yıl aklıma geldi. Tuğba’ya, artık bir daha asla kardeşim diyemeyeceğim aklıma geldi…
Sayfa 378·Kitabı okudu
Düştükçe büyüyordum. Düştükçe olgunlaşıyordum. Düştükçe yirmi dokuz yaşında biri oluyordum. Kendimden nefret etmem gerekirdi. Hemen bu odada kesik bileklerimi, tekrar kesmem gerekirdi. Dikiş izlerini takip etmem yeterdi!..
Sayfa 359·Kitabı okudu