Meşgûfâne

Gönül Kandili
Kandîl-i dil ki şu'le-i meyden ferağı var Yâkûtdur ki cism-i terinden çerâğı var "Gönül kandili ki aşk içkisinin yakıcı alevinden varestedir (yani yanmak için aşk tecellisinin alevine muhtaç değildir); o kandil bir yakuttur, o yakut da ışığı kendisinden kaynaklanan bir meşaledir." Şeyh Galib
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Bakın isterseniz!.."
Hamiş: Kalp gözünü açmak, kafa gözünü kalbe çevirmekle başlar. Dışarıdan gözünü kesen bir insan önce egosunu yok eder ve kalbinde yürünmeye geç kaldığı nice yollar görür. Bakın isterseniz!..
"Basar" (ﺑﺼﺮ) ve "Basiret" (ﺑﺼﻴﺮﺕ)
Eskiler kalbin gördüğünü gözün gördüğünden daha önemli buldukları için birincisine "basiret" İkincisine "basar" demişler. Basiret mikrokozmik boyutta müteal (aşkın, üst) akıldır ki gerçekleri görmeye yarar, basar ise fizikî iris tabakasından süzülüp göz-bebeğiyle eşyayı görür. Kişinin basardan yoksun olması onu yalnızca görme özürlü yapar, ama basiretten yoksun olması insanlığından ayırır. Vay ki kişinin gönül gözü kör ola!.. Çünkü gönül gözüyle görmeyen biri hiçbir şeyi görmemiş, yüce nağmeleri gönül kulağı ile dinlemeyen biri de hiçbir ses duymamış sayılır. Asıl körlük, kalbin kör olması, insanın hakikati görmemesi, gerçeklere gözünü yummasıdır.
O ahit: "Kalu Bela"
Hakiki aşk (hakikatli aşk), gönülde anlam bulmuş bir ahdin izini sürmekten başka bir şey değildir ve ömür haritasında bütün işaretler aşk ahdi üzerine olmadıkça kişi yaşadığını hissedemez. Böyle birisi belki ömür sürer, ama yaşayamadan ömrünü tamamlamış olur. Çünkü yaşamak, ancak gönülle mümkündür.
"Keyfiyet itibariyle ömrü uzatmak" müthiş ifade.
İnsanı anlamlandıran şey kalpteki hisler ve zihinlerdeki kelimeler olduğuna göre insan severek, erdemlerini çoğaltarak veya çok okuyarak ömrünü fiziken değilse de keyfiyet itibariyle uzatabilir. Kalbinde üç erdemle yaşayan insanın otuz erdemle yaşayana oranla, zihninde beş yüz kelimeyle yaşayanın beş bin kelimeyle yaşayana oranla hayatı anlamlandırma, anlama, lezzet alma, hissetme bakımından daha sığ kalacağı veya tersinden söylersek erdemli olanın, çok okuyanın diğerine nazaran hayatı on kat fazla yaşamış olacağı aşikârdır.