İyi niyetli biriyim ben. Niye iyi insanlara iyi şeyler olmuyor? Niye şans benim ayağıma gelmiyor? Saçma sapan şeylere umut bağladım hep. Her yıldız kaydığında dilek tutmaktan dilek manyağı oldum. Yoruldum artık. Güçlü görüneceğim diye geberip gideceğim.
MAHMUD- Kırk! Kırkı tamam eyledik!
YEZİDA - Şükür seni kırk gündür gösterene.
MAHMUD - Hep bu korkuyla mı yaşayacağız Yezida? Hep günleri sayarak mı? Hep ölümle, hep sevdayla mı yaşayacağız? Kaç bana Yezida, kaç da korkulu günler dinsin artık. Bak Dilek Ağacı bile artık kollarını kaldıramıyor. Onun da takati tükenmiş. Al al olmuş rengi, kızgın, öfkeli...
YEZİDA - Ya bir de köyler öfkelenirse Mahmud? Aşiretler öfkelenirse? Bu topraklar kızarsa kanla sulamak gerekir o zaman. Kanla serinletmek gerekir bu toprakları. Ne beni sağ korlar Mahmud, ne de seni.
MAHMUD- Kaçarız Yezida. Tümden kaçarız buralardan. Nereye istersen oraya kaçırırım seni. İzimizi bile bulamazlar Yezida.
YEZİDA- Bulurlar Mahmud. Hangi köye gidersek gidelim bulurlar. Ezidiler öcünü yerde komaz. Bir Müslümana kaçan Ezidi kızı vurulmadan, o kızın kanı akıtılmadan, canı alınmadan törelerin ruhu rahat vermez kimseye. Ne ekinler göverir, ne yağmur, ne evlerde dirlik-düzenlik. Her şeye sebeptir kaçan o Ezidi kızı. Kanı alınmadan hiçbir yerde, hiçbir Ezidi rahat yüzü görmez. Törelerimiz böyle der.
MAHMUD— O zaman izin ver isteteyim seni ağandan-babandan?
YEZİDA - Töremizi bilmez gibi konuşursun Mahmud. Hangi Ezidinin, bir Müslümanla evlendiği görülmüştür Mahmud? Hangi kitapta yazar bu? Sevda, aklını dumanlandırmıştır.
MAHMUD- Seni isterem Yezida. Başka bir şey bilmem.
YEZİDA - Sen delirmişsen kurban? Daha seni köyün kapısında vururlar. İlk adımını kana bularlar. Al kanın bana şerbet diye içirip, beni kilitlere vururlar.
MAHMUD - Peki ne yapacağız Yezida? Ne olacak bu işin sonu?
DİLEK AĞACI
(Yezida, dağ başındaki Dilek Ağacı'nın dibindedir. Adak çaputlarından artık dallarını kaldıramayan ağaca, ateş rengi bir çaput daha bağlamaktadır. Mahmud'un geldiğini görmemiştir bu yüzden. Mahmud bir süre oyalanır, Yezida'yı izler. Sonra sevgiyle gürleyen bir sesle)
MAHMUD- Nedir dileğin Yezida?
YEZİDA - Senden başka dileğim yoktur Mahmud.
MAHMUD-Dileğinin çaresini ağaçtan mı beklersin Yezida? Bu
kaçıncı gündür bilir misin?
YEZİDA- Bugün kırkıncı çaputu bağlamışımdır ağaca, sağ salim gelesin diye kırkıncı çaputu bağlamışımdır bugün.
MAHMUD- Bugün kırkıncı örüğünü öreceğim Yezida. Saçına kırkıncı murat düğümünü atacağım. Bugün kırk örük tamam olmuştur. Bu düğümler, bu örükler ne zaman çözülecek Yezida?
YEZİDA - Saçlarımın örüğünü çözmek “ilk gece hakkındır" Mahmud. Ya sen çözersin bu örükleri, ya ölüm.
MAHMUD- Gel deli kız gel de, ölüm araya girmeden kırkıncı örüğünü vurayım.
(Yezida sevinçle koşar. Mahmud, Yezida'nın saçının son tutamını da örer. Örük bittiğinde)