Rusya'da mayıs sonundan haziran ayı sonuna kadar süren, havanın tam olarak hiç kararmadığı St. Petersburg’un beyaz geceleri.. Derin bir yanlızlıkla pençeleşmekte olan hayalperest genç adamın 4 günü anlatılmaktadır. Bölümlere 4 gece diye ayrılsa da toplamda 6 gecelik bir zaman diliminde geçmektedir. Bu zaman dilimi Rusya'nın Beyaz Geceler'ine denk gelmektedir. Genç adam sokakları arşınlarken kendisi kadar yalnız olan Nastenka adında bir kızla tanışır böylece aralarında doğan dostluğu ve aşkı konu almaktadır.
Bu kitabın sonuna geldiğimde arkama yaslandım ve William Shakespeare'den şu satırların gözlerimin önünde sıralandığını hayal ettim;
"İnanıyorum söylediğini candan söylediğine,
Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez,
Kendi kendinize verdiğiniz sözü tutmak,
En çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.
Mademki bu dünya bile yok olacak bir gün,
Sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı,
Daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin ilk romanıdır. Eser, mektup-roman tarzında yazılmıştır. Rus edebiyatında sık sık karşılaşmakta olduğumuz ve her dönemin en belirgin sorunlarından olan yoksulluk vurgulanmak istenmiştir. Dönemin St. Petersburg'unu ve yoksulluk içinde bir toplumun talihsiz yaşam şartlarını göz önüne sunmaktadır. Yaşlı bir katip olan Makar Devuşkin, uzaktan akrabası ve biricik aşkı olan yetim kalmış, genç ve güzel Varvara Dobroselova'nın sıkıntılarına büyük fedakarlıklar göstererek çare olmaya çalışır. Yoksul insanların değişmez ve birbirine çok benzeyen kaderleri, çektikleri ortak acılar farklı karakterlerle okuyucuya aktarılmaya çalışılmış. Okuyup bitirdiğimde buruk bir his kalmıştı yüreğimde. Kitapta beni en çok etkileyen kısımı paylaşmak istiyorum. Devuşkin'in kaldığı odanın yanında bir aile yaşıyordu, ve söyle diyordu bu zavallı İNSANCIKLAR için;
"Odaları hep sessiz sakin olur, sanki içeride kimse yaşamıyormuş gibi."
Temyiz, sizi bir uçurumun tepesinde asılı tutan ve kopana dek sürekli çıtırdayışı duyulan bir ipten ibarettir. Tıpkı giyotinin bıçağının aşağı düşmek için 6 hafta beklemesi gibi..