"Her neyse. Artık her şey için çok geç. Bizim bir araya gelmemiz imkânsız artık." Adeta fısıltı gibi usulcacık bir sesle konuştu Zoe.
"İmkânsız sadece senin rızandır."
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için “bu yağmur içimi ıslatıyor” dediğimi nasıl anlamaz?
Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?
Söylenenlerle yapılanlar arasındaki fark her zaman kafamı karıştırır, adil olmaya çalışırken hep zaman kaybederim. Bir tarafım "öyle değil" derken, diğer tarafım "ya ne alakası var" deyip fasikül fasikül argüman çıkarır karşıma, sonrası kavga kıyamet..
Bir âşık susuyorsa, artık konuşmuyorsa, içini kapatıyorsa, ruhu kendi içine gömülmüşse, yalnızca biz değil, ona inanan yanlarımız da yavaş yavaş ölüyordu.