Beşiktaş'ın başka bir ziyaretgâhı da Kanunî Sultan Süleyman'ın süt kardeşi, "vakıf-ı esrar-ı hakikat" Yahya Efendi'nin türbesidir. Tepede, Hızırlık'da, asırlar görmüş ağaçların arasında kalan türbe Yahya Efendi'nin Trabzon'dan İstanbul'a göç ettiği zaman satın aldığı bahçenin içinde bulunmaktadır. Evliya Çelebi bu mesireyi bir kûhistân-ı vasî çemenzârdır ki içine asla güneş tesir etmez çınar, söğüt, sakız, servi, ceviz ağaçlarıyla müzeyyen bir vadidir, sarıasma, karatavuk, ishakkuşu, ispinoz, florina, baştankara, bülbül gibi kuşların feryâd ve nâlişleri ehl-i teferrücün canına can katar. İçinde yârân-ı safâ taraf taraf sohbet ederler, bir teferrücgâh-ı kadimdir, diye anlatır.
Divan edebiyatının, Lâle devrinin coşkun, büyük şairi Nedim'in Beşiktaş'da oturduğu
“Münasibdir sana ey tıfl-ı nâzım hüccetin al gel
Beşiktaş'a yakın bir hâne-i vîrânımız vardır
Geçersen semtimizden yolun uğrarsa Beşiktaş'a
Efendim gel mürüvvet kıl senindir bende vü hâne”
beyitlerinden de anlaşılmaktadır. İstanbul'u kadeh kadeh şiirlerle terennüm eden Nedim'in evi Beşiktaş'da, Tekerlek Mustafa Çelebi Mahallesinde imiş, kabri ise Karacaahmet'de, annesi Saliha Hatun'un kabrinin yanındadır. Şair'in kabrinin önünde bulunan ve üzerinde
“Ey Nedîm ey bülbül-i şeyda niçin hâmûşsun
Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi”
beytinin yazılı olduğu mermer kaybolduğu gibi kabrin dört köşesini süsleyen tunç lâleler de yok edilmiştir.
1996