Hatice

“Bakma nâdâna eğer hüsrev ü hakān ise de Nazar et ehl-i dile hâk ile yeksân ise de.”
Reklam
"Şeriat, kavl-i Muhammedî; tarikat, fi'l-i Muhammedî; hakîkat, hâl-i Muhammedî; mârifet, sırr-ı Muhammedî." Sallallâhu aleyhi vesellem
Safer Efendi, sadece kadîm kültürü bugüne aktarıp kaybolmaktan kurtarmakla kalmamış; tekke musıkîsi geleneğinin yeni bir nesille devamını sağlamıştır. Günümüzde eser ve icrâ bakımından hayli zengin durumda olan tekke mûsikîsi kültürü, bu hâlini büyük ölçüde Safer Efendi hazretlerinin gayretlerine borçludur.
Osmanlı İstanbul'unun sosyal hayatı ve görgüsünü Cumhuriyet Türkiye'sine taşıyan ve aynı zamanda mürşid-i kâmil sıfatıyla bir irfan hazînesi olan Fahreddîn Efendi, Safer Efendi'nin hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Yakınlarının ifade ettiği üzere, biat ettikleri gece huzurunda bulunmanın heyecanı ile tedirgin hallerini, Mürşid-i Azîz'i: "Evlâdım, hürmet güzel, ama biz hürmet budalası değil, muhabbet budalasıyız" kelâmı ile teskîn etmiştir. İşte o gece bu söz onun tüm varlığında hayat bulmuş, kendi ifadesiyle anlatmaya insanın kadir olamadığı bir aşk ve bu aşkın neticesi kemâl-i hürmet ile mürşidine bende olmuştur. İntisabından 1966 yılında irtihâline kadar Fahreddîn Efendi'nin çok yakın hizmetinde bulunmuştur. Anlaşılan o ki, Safer Efendi, hayatı boyunca temsil ettiği irfânî geleneği aşk ve şevkle yaptığı bu hizmet sayesinde mürşidinden zevk ve tâlim etmiştir.
"Sohbet-i dervişândan bûy-i Muhammed (s.a.v.) gelir."
Reklam