Hatice

Allah ehlinden birisi, Allah ehlinin meclisleri hakkında şöyle demiştir: 'Bir insan Allah ehlinin meclisinde bulunup onların ulaştıkları halleri inkâr ederse, Allah iman nurunu kalbinden çekip alır.' Öyleyse Allah ehliyle oturmak tehlikelidir. Onlarla oturan kimse, tehlikededir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uyulması gereken şeyhlerden birine eşlik edip ona hürmet etmeyen kimsenin cezası, kalbinde Hakkı bulmaktan mahrumiyet, Allah'tan gaflet ve konuşmasında da edepsizliğin gözükmesidir. Hakkın kalpte bulunması, sadece edepliler için mümkündür. Bu kapı, edeplilerin dışındakilere kapalıdır. Bir mürid için şeyhe hürmetsizlikten daha büyük bir mahrumiyet yoktur.
Onlar, 'yola' uygun olanlar ile olmayanları kokularından ayırt eder. Onlar, 'Hakkın gelinleri' olan müritlerin nefslerini güzelleştiren süsleri bilirler. Hak karşısında onlar, gelini süsleyen bir hizmetçiye benzer. Onlar, Allah'ın edipleri, mertebenin edebini ve onun hak ettiği saygıyı bilenlerdir.
Şeyhler, hastalıkları ve ilaçlarını, zamanları, mekanları, mizacı, gıdaları, mizacı düzelten ve bozan şeyleri, hayali keşf ile gerçek keşf arasındaki farkı, tecelliyi, terbiyeyi, müridin çocukluktan gençliğe, oradan yaşlılığa intikalini bilirler. Onlar, müridin doğasına hükmetmenin bırakılıp aklına hükmetme vaktinin ne zaman geldiğini bilirler. Onlar, müridin düşüncelerinin tasdik edileceği zamanı, nefse ve şeytana ait hükümleri, şeytanın kudreti altındaki hususları bilirler. Şeyhler, insanın şeytanın kalbine verdiği vesveseden korunmasını sağlayan perdeleri de bilir. Onlar, müridin nefsinin sakladığı ve onun bile farkında olmadığı şeyleri Allah’ın izniyle bilir.
Şeyhler, şeriat koyamaz. Dolayısıyla onlar, insanların geneli hakkında -şeriat koymak değil- 'şeriati korumak' yetkisine sahiptirler. Onlar, kalpleri korur. Seçkinlerde ise, adabı gözetmek ve kalpleri korumak (imkânları) vardır. Allah'ı bilenler karşısında onlar, doğa bilgini karşısında doktora benzerler (umum- husus ilişkisi). Doktor özellikle insanın bedenini yönetmesi bakımından doğayı bilirken, doğa bilimci -doktor olmasa bile- genel anlamda doğayı bilir. Şeyh, bazen her iki durumu bir araya getirir. Fakat Allah'ı bilmekteki şeyhliğin payı, insanların davranışlarının kaynağını ve sebeplerini bilmek, iyisiyle kötüsüyle düşünceleri bilmek, -kınanmış düşüncenin övülen bir tarzda ortaya çıkması gibi- düşüncelere katışan karışıklık noktalarını bilmek, nefesleri ve bakışı (nazar) bilmek gibi hususlardır. Bunun yanı sıra şeyhler, nefesleri ve bakışı bilirler, nefese ve bakışa ait olan ve onların içerdiği Allah'ı razı eden iyilikler ile Allah'ı kızdıran kötülükleri bilirler.