…bir toplumu zor duruma düşüren hastalık, ferdler arasındaki eşitsizlikten doğduğu gibi, eşitlikten de ileri gelebilir.
Eşitlik, şahsî hasletlerin tam bir serbestlik içinde gelişip tekâmül etmesine engeller çıkararak, adalete aykırı bir dereceye varırsa, sosyal bir hastalık olur.
Artık Türkçe yerine Fransızca konuşmak, dinsiz ve sefih geçinmek, servetini kumarda yahut bir Fransız metres kullanarak tüketmek, en yüksek tavır ve hareketler sayılıyor; bu davranışlar, medenî insanları medenî olmayanlardan ayıran ölçüler olarak kabul olunuyordu.
Bugünkü cehâletimizin en belirli özelliği, bir sürü yanlış bilgilerden meydana gelmiş aldatıcı bir kabukla örtülü bulunması ve bu sebeple, hakikî ilme benzemesidir. Bu ise cehaletlerin en zararlı şeklidir.
Başka memleketlerde, herhangi bir şeyde görülen yanlış veya eksiğin giderilmesine lüzum hissedildiği anda, icap edenin yapılmasına gayret edilir; hatalı olan şeyin ıslâhına çalışılır. Bizde ise, ıslâhı gereken her ne ise, hiç tereddüt edilmeden ortadan kaldırılmasına ve yerine, daha iyi olduğu zannedilen bir başkasının konulmasına kalkışılır.