Cenâb-ı Hak, Rasulullah efendimize indirdiği ilk vahyin birinci ayetinde "İkra'/Oku" buyurmuştur. Burada geçen "kıraat" kelimesi sadece yazılı bir şeyden okumak manasına gelmemekte, bununla birlikte gözle mutâlaaya ve zihinden tezekkür ve tefekküre de delalet etmektedir. Bundan hareketle âyet şu mânâya gelebilir. "Ey Rasülüm! Kelâm-ı İlahiyi oku, kendindeki ve kâinâttaki gizli hakikatleri tefekkür ve tezekkür et, eşyanın hakikatini idrake çalış."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir buğday tanesi, buğday cinsinin tüm husûsiyetlerini içinde taşıdığı gibi, her çeşit tohumun içinde o cinsin bütün husûsiyet ve karakteri mevcuttur. İnsan da, kâinâtta var olan her şeyin hakikatini muhtevi müstesna bir varlıktır. Bu bakımdan insan, âdeta kâinâtın içinde dürüldüğü bir öz, bir tohum gibidir. Nitekim bu hakikati beyân sadedinde Şeyh Gâlip şöyle der:
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen,
Merdüm-i dide-i ekvân olan ademsin sen!
Kâinât; esmâ-i ilâhiyenin fiilî, Kuran-ı Kerim ise kelâmî bir tezahürüdür. Diğer bir ifadeyle Kuran-ı Kerim, kelâm suretine bürünmüş bir kâinattır.
İnsan ise kâinatın özü ve tohumu gibidir.