Bu kitaptaki bir yazıda (Eftalikus'un Kahvesi) öykülerini nasil yazdığını anlatıyor Sait Faik ve yazdıklarını incir çekirdeğinin yarısını doldurmayan şeyler olarak tarifliyor mütevazice. Herşeyi pek güzel tariflerken yazdıklarına gelince biraz tutumlu davranıyor.
Özellikle insanlari cok güzel tarifliyor. Fiziksel olarak insanı güzel anlatması bir yana, insanin ruhunu da gözler önüne seren bir yazar Sait Faik.. insanı ve sonra da doğayı anlatıyor ama daha çok insan hikayeleri onunkiler. Küçük tanıklıklar, anlar, yaşantılar, haksiźliklar...
Aşağıda kitaptan küçük alıntılar var...
..Şu ömrü mevsimlere benzetenler ne iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı , bir yazı, güzü, kışı oluyor işte...
...Bu kadar sevilmek ihtiyacı ile insana yaklaşan bir hayvanı reddedebilmek için insanın ömründe hiç aşık olmaması, hiç sıkıntı çekmemesi, hiç kalp yumuşaklığı nedir bilmemesi lazım gelir...
... Bir kişinin aklıyla hiçbirşeyin halledilemeyecegini biliyordu...
...Kuşları vurdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı...
... tranvay ne fena gıcırdadı! Tramvay daki adam bir tanıdık mıydı,acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı?... Yoksa kimseciklerin oturmadığı kanepelerde bu saatlerde yalnız pek başıboşlarlar mı oturur? Kimseler aşık değil mi bu şehir de ? Kimseler bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için insanın...
... güzellik insanı sevgiye, hayata çağıran bir yaradınız mucizesidir...
...Gelsin de nereden gelirse gelsin... Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...
... Hoş şeyi başkaları ile beraber seyretmek daha hoş olur...
...
-hic haksızlık gördün mü?
- insan olur da haksızlık görmez olur mu?
...