Hiç durmadan ağzından kelimeler dökülürken dimdik ve korkarım biraz yüzsüzce dudaklarına bakıyordum ve gözlerimi o kelimelerin döküldüğü yerden alasım yoktu hiç, sanki öpülesi bir ağızdı, bolluk bereket akıyordu adeta ondan, her şey oradan çıkıyordu; bizi ikna eden ve ayartan, bizi yoldan çıkartan, pohpohlayan, bizde hayranlık uyandıran ve bizi inandıran ne varsa... İncil'in bir yerlerinde "Gönlün zenginliği ağızdan dökülür," mealinde bir şeyler vardır. Neredeyse hiç tanımadığım bu adamın nasıl hoşuma gittiğini, hatta ona hayran kaldığımı fark edince afalladım, hele böylesine bakılası ve dinlenesi bir adamın karşısında, Luisa'nın kör ve sağır kaldığını anımsayınca. Nasıl oluyorsa insan vurulduğu kişi karşısında cümle âlemin de iç geçireceğini sanıyor.
Sayfa 93 - YKY, 9. Baskı, Çev. Saliha Nilüfer