İnceleme
Puan vermedi·330 syf.··
2024 72. kitabı
Arzu Kahraman cinayete maruz kalmış ve ölmüştür. Kimsenin ummadığı bir şey gerçekleşmiştir. Sebebi belirsiz bu cinayete kurban giden Arzu Kahramanın misafirlerinden olan Ahmet Arslan cinayet işlendiği sırada oradadır. Bu yüzden diğer konuklar gibi kendisi de şüpheliler arasındadır. Gazeteci bir kız olayı sorgulamak için köye gelir ve Ahmet Bey’ uğrar. İkisi biraz tartışıp didişse de Ahmet Arslan kızın sorularına cevap veriyor. Olay hakkında konuşmaya devam ediyorlar. Kız işinde daha başarılı olmak ve mevkisini yükseltmek hedefindedir ve bu olayı da dikkatle incelemektedir. Duygusallık konusunda zayıf olan Ahmet Bey ile iletişim kurmak zor olsa da bir şekilde konuşmayı başarıyorlar. Ahmet Bey mecbur kalmadıkça herhangi biriyle konuşmayan ve olabildiğince asosyal yaşayan biridir. Zorunda olmadıkça sosyal ilişkiler kurmaz ve insanlarla konuşmaz. Katı ve içe kapanık bir kişidir. Herkesten uzakta yaşamak isteyen ve hayatını insanlardan uzakta kalarak devam ettirmek isteyen biridir Ahmet Arslan. Kız onun yanından ayrılmak istese de oradan uzaklaşıp dönmek istese de Ahmet Beyin bazı cümleleri vardır ki gazetecideki merak duygusunu hat safhaya ulaştırır ve kız orada kalmaya kendini mecbur hisseder. Duygulardan arınmış Ahmet Bey gazeteciye günler süren hikayelerini anlatmaya başlar. Daha doğrusu kardeşi Mehmet’in yaşadığı hikayeleri aktarır. On yaş civarlarındayken bir kaza sonrasında ebeveynleri olan anne ve babasını kaybetmişlerdir Ahmet ile Mehmet. Okullarından mezun olduktan sonra Rusya’ya giderler ve orada çalışma konusunda karar kılıyorlar. Hareketliliği ve zıpırlığıyla bilinen Mehmet bir kıza aşık oluyor Rusya’da. Rusça bilmesinin sonucu onun kızla tek bir kelime dahi edememesi oluyor. Ludmilla adlı arkadaşları yardımcı oluyor ve kolay olmasa da ikisi arasındaki köprü
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,5bin okunma
9/10
·384 syf.·
Beğendi
·
2022 64. kitabı
Herkese merhabalar... Çok uzun zamandır kitaplığımda bekleyen Karındeşen Jack Serisi'nin ilk kitabı ile karşınızdayım. 1888 yılında kadınların dedikodu, el işleri ve evlenecek bir adam bulmaktan başka bir şey yapmadığı bir dönemde amcasından otopsi dersleri alan Audrey Rose aldığı dersler dolayısıyla babası ile sürekli didişse de bir şeyler öğrenme tutkusundan vazgeçmez. Audrey amcasının erkek okulunda verdiği derslerden birisine erkek kılığında girdiği zaman tanıştığı Thomas ile bir dizi kadın cinayetini araştırırken bulur kendini. Tabi bu araştırmalar sırasında amcasını da kurtarması gerekir. Uzun süredir beklettiğim ve hayal kırıklığına uğramaktan korktuğum bir kitaptı fakat kesinlikle hayal kırıklığına uğramadım. Özellikle de o sondan sonra yani hiç beklemiyordum. Katil olduğunu düşündüğüm birisi vardı fakat tahminlerim ters tepti ve hiç beklemediğim birisi katil çıktı. Thomas ve Audrey arasın da ki diyaloglar kitabı daha da güzel bir hale getirmiş bana göre. Ayrıca ben ilk kitapta katilin bulunacağını düşünmemiştim ve diğer kitaplarda da aynı konuyu okuyacağımızı düşünmüştüm fakat öyle olmadı ilk kitapta konu tamamen bitirildi ve ikinci kitapta tamamen başka bir konu işlenmiş. Bu da beni gayet memnun etti çünkü seri ilerledikçe konu sarpa sarar diye korkuyordum. Severek okuyacağınızı düşündüğüm güzel bir kitaptı. Keyifli okumalar...Kitapla kalın...
1000Kitap
Gölge ve KanKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 20191,302 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Edebiyatımızın Huysuz ve Tatlı Amcası
Puan vermedi·175 syf.·
2022 2. kitabı
Nurullah Ataç'ın denemelerini okumak büyük bir keyif. Yazdıklarıyla insana yeni şeyler öğretip, düşündüren, güldüren, sorgulatan bir deneme yazarı... Sivri dilli yazarlığının yanında aynı zamanda kendini yetiştirmiş çok bilgili bir aydın. Nurullah Ataç'ı okuyun okutun derim. Her bir kitabında ondan öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Karalama Defteri'nden aşağıdaki sözleri biraz eleştirel okumanızı tavsiye ederim. "Kimsenin zevkine karışacak değilim. Bilirim, benim hoşlanmadığım bir şairi başka biri sevebilir. İşte Mehmet Akif. Ben "Nesini beğeniyorsunuz onun?" dedim mi, karşımdakiler uzun uzun şiirlerini okuyorlar, coşuyorlar o şiirlerle. Abdülhak Hamit Bey için öyle değil, kimse bilmiyor onun şiirlerini, kimse okumuyor artık. Dahası var: ünlü yazarlarımızdan biri bir gün, Abdulhak Hamit'i anmak için yapılan bir törende söz söyleyecekmiş, "öveceğim o adamı, bari bir de şiirini okuyayım" demiş, taramış, şöyle insan içine çıkarılacak bir şeyini bulamamış..." . . Nurullah Ataç üzerine Haldun Taner'in aşağıda yazdığım sözleri var. Günlerin Getirdiği~Sözden Söze kitabının arka kapağından. Her okumam da yüzümde gülümsemeye sebep olan,onunla ilgili bütün düşüncelerime resmen tercüman olan yazıyı siz de okuyun lütfen! "Hani aile içinde, yaşlı bekâr amcalar vardır. Bir günleri bir günlerine pek uymaz. Neden hoşlanır, kimi sevmezler, kimi sever, neden hoşlanmazlar, belli olmaz. Ama yine de patavatsızlıklarına rağmen dürüsttürler, hırçınlıklarına rağmen candan. Hattâ yolları beklenir. Yine çıkagelse de didişse, kavga etse, veriştirse diye varlıkları aranır. "İşte Ataç usta da edebiyatımızın böyle eserekli bir amcası idi."
Edebiyat
Karalama Defteri - ArarkenNurullah Ataç · Yapı Kredi Yayınları · 2019700 okunma