Diriliş eri çalışkandır. Tembellik, nefsin yatağıdır, onun için. Baştan sona, Diriliş toplumu, çalışkanlık esası üzerine, inceleme ve ilim aşkına bina edilmiştir.
"Bir gün ben de böyle birisi olabilir miyim diye düşünüyordum."
"Neden olmayasınız? Karakoç da bir zamanlar sizin yaşınızdaydı. Onun tabiriyle hepimiz 'diriliş eri'yiz. Arkamızdan hayırla anılmak, dünyada güzel izler bırakmak elimizde. Sezai Karakoç hayatı boyunca buna talip oldu. Geçmişimizi, bugünümüzü ve yarınımızı düşündü. Yeri geldiğinde eleştirdi ama yerine daha iyisini de koymaya çalıştı. İyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmaya gayret etti. Bugün yetişen pek çok nesilde doğrudan veya dolaylı olarak emeği oldu. Bizler bundan sonra, onun düşüncelerini geliştirmeye, aşmaya çalışmalıyız. Sanırım onun mirasına en iyi böyle sahip çıkmış oluruz. Nitekim Sezai Karakoç:
'Genç insana on öğüt saymaya kalksam, birincisi, 'Putlaştırmayacaksın.' olurdu. Çünkü kurumuş bir ağaçtan farksız olan put, eninde sonunda hafif veya şiddetli bir rüzgârda devrilir ve puta dayanan da onun altında kalır.
İyiyi de kötüyü de putlaştırma eğilimi taşıyoruz. En zayıf yanımız bu. Düşünce kısırlığı, kritiksizlik, putlaştırmaya yol açıyor, putlaştırma da düşünce kısırlığına, kritiksizliğe. Bu ikisi birbirini destekleye destekleye düşünce gelişmesinden uzaklaşıyor, putların alacakaranlığına gömülüyoruz. Put, insanı, ahiretten de dünyadan da uzakta tutan bir kabirdir. Ruh için bir kabir azabıdır.' diyerek düşünme yetimizin önünde duran büyük tehlikeyi hatırlatır bize. Allah ondan da dünyada güzel bir iz bırakmaya çalışan herkesten de razı olsun."
"Amiiinnnn."
"İşte anahtar kelimemiz: dirilmek, dirilmek, dirilmek... Ve DİRİLİŞ!
Eğer Sezai Karakoç'tan bahsedeceksek adının yanına koyacağımız ilk kelime mutlaka 'diriliş' kelimesi olmalıdır. Çünkü Sezai Karakoç açısından diriliş demek, bütün yazdıklarının, konuştuklarının hatta sustuklarının toplamı demektir. İslam'ın dirilişi, ruhun diriliş, diriliş nesli, diriliş toplumu... Onun sürekli bahsettiği kavramlardır bunlar. Sezai Karakoç, insanların ölümlerinden sonraki dirilişinden ve yeryüzünün her baharda âdeta tekrar dirilmesinden sıkça söz eder. Ona göre inananlar üzerlerindeki ölü toprağı silkeleyerek tekrar dirilmelidir. Diriliş henüz yaşarken olmalıdır. Bu yüzden herkesin birer 'diriliş eri' olmayı istemesi gerekir. Kurduğu yayınevinin ve çıkardığı derginin adı da 'Diriliş'tir aynı sebeple.
Ey bir emre hazırlanan simsiyah gecede
Karanlığı emip emip de gebe kalan
Ey her depremden sonra biraz daha doğrulan
Herkesin
Veba girmiş bir şehrin hem halkı
Hem seyircisi olduğu bir günde
Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke.
Her damlası bir zafer müjdecisi
Bir posta eri gibi
Yağmur yüzümüze değince
Çıkacağız yola.
Çıkacağız yola
Hesap günü gelince
Yağmur yüzümüze değince
Güneş bir mızrak boyu yükselince.
Bütün imânını, yani manevî servetini yitirip yeniden bulsan, ne olacaksan, yitirmeden de öyle olacaksın sen, diriliş eri! Sen Allah'ın dünyada öyle bir halifesisin ki, senden daha şahsî, senden daha içtimai biri, senden daha tarih bilinçli ve tarihle yoğrulmuş bir başkası olamaz.
Sayfa 37 - Diriliş Yayınları, 136. Baskı Kasım 2025 İstanbul
Diriliş eri çalışkandır. Tembellik, nefsin yatağıdır, onun için. Baştan sona, Diriliş toplumu, çalışkanlık esası üzerine, inceleme ve ilim aşkına bina edilmiştir.