Besmele çekmek önemliyse; Zerdüşt'e göre Ahura'yı anmak da o kadar önemli. Örneğin; Zerdüşt Ahura’dan soruyor: En sevdiğin şey nedir? Ahura yanıt veriyor: Benim anıldığım bir mabet ve huzurlu bir evde yaşayan bir aile ve o ailede yetişen hayvanlar, diyor. Yani Ahura'yı mutlu eden ilk şey, onun insanlar tara findan anılması (tıpkı İslam'daki Allah gibi), ikinci sırada ise hayvan besleyen huzurlu bir aile.
Bu tanrılar öyle kolay yok olmadı. Bir kültürün ilahlarını terk etmesi karmaşık bir süreçtir. Dini inanışlar daha küçük yaşta en sevdiğimiz ve en güvendiğimiz insanlar; ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz, dini liderlerimiz tarafından ruhumuza işlenir. Bu sebeple nesiller süren dini değişiklikler, genellikle kan dökülmesine ve büyük acılara sebep olur.
Gelecek nesillerin şimdiki geleneklerimize bakıp bir cahiliye devrinde yaşadığımız sonucuna varacağına inanıyorum. Buna ispat olarak da ilahi bir şekilde sihirli bir bahçede yaratıldığımız veya her şeye gücü yeten yaratıcımızın kadınların başını örtmesini emrettiği ya da tanrılarımızı şereflendirmek için kendi bedenlerimizi yakma tehlikesini göze almamız gerektiği inancımızı gösterecekler.
Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz?...
Üzücü olan şu ki, dini dogmalar sebebiyle milyonlarca insan bu büyük soruların cevabını zaten bildiğine inanıyor. Her din aynı cevabı vermediği için kültürler aralarında, kimin cevabı doğru, hangi Tanrı hikâyesinin tek gerçek hikâye olduğu üzerine savaşıyor.