Birisi bu yazarı durdursun!
Yazdığı adamlardan ahlak, sevgi, dürüstlük, mertlik ve yiğitlik akıyor.
Okurken insan ister istemez “Hiç mi hata yapmazlar? Bunlar cennetten mi düştü?” diye düşünüyor.
Yazar resmen insanın kalbine saldırıyor.
Teller… meğer sen miymişsin bu?
Serinin üçüncü kitabını aslında pas geçmeyi düşünmüştüm(aptallik)ama nedense “bir bakayım” dedim…
Ve sonuç?
Yakışıklı polis şerifimiz ortalığı yakıp geçti.
Gerçekten çok çok güzeldi.
Hatta bana göre 1. ve 2. kitaptan bile daha iyiydi.
İkinci kitabı yarıda bırakmıştım. Başlangıcı çok iyiydi ama sonra gidişatı pek hoşuma gitmedi. Gerçi bir ara dönüp bitireceğim.
Ama bu kitap…
Baştan sona harikaydı.
Aralarındaki kimya muhteşemdi.
Ayla çok tatlıydı, Teller ise bildiğiniz gerçek bir erkek gibiydi.
Yalnız bu yazardan tek isteğim şu:
Biraz daha kavga ve gerilim görmek istiyorum. Çünkü yazdığı erkekler fazla mükemmel!
Gerçekten yok böyle tipler…
Neyse, biraz da konusundan bahsedeyim:
Dünyaca ünlü bir pop yıldızı olan Ayla — ki onu serinin önceki kitaplarından zaten tanıyoruz — hafta sonu için kasabaya geliyor.
Orada kasabanın sert, huysuz ve biraz kontrol manyağı polis şefi Teller Landry ile sürekli atışıyorlar.