İstanbul üzerine
ressamın renk renk yaptığı gizemli bir tablosun sen, İstanbul, manayı da, maddeyi de, nuru da, zulmeti de ara hep onda bul kara sevdalı aşık olur senin sen gibi güzellerini gören her kul. Cemal Süreya aşk, Orhan Veli avarelik şiirleri yazar sende İstanbul Yahya Kemal', Namık Kemal'i, Nabi ve Nef'iyi hep orada bul. Güzellerin elif endamında bir uzun servidir, ey güzel İstanbul. dostlarla in, boğaziçine bebekte bir bardak çayla mutluluğu bul. gözüm kapalı bir yari bir de seni hayal ediyorum ey istanbul çınaraltında dostlarımla edebiyat üzerine sohbet ediyoruz İstanbul. boğaziçinle o kadar değerlisin, pahanı ölçemez ne ne para ne de pul. bir yiğit senin uğruna bir çağ açıp bir bir çağ kapatıyor ey İstanbul . erişilmez bir yar gibisin, sana kavuşmayı hayal eder bu divane kul. KK
Er Başımda Duman, Dağ Başında Kış Erilir Gam Yeme Divane Gönül #pirsultanabdal
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne akilem, ne divane Gel gör beni aşk neyledi?
Müzik
Kitabımın bu sayfası özenle yazılmıştır.
Göz kamaştıran bir bahçeye girdiğinde gördüğün o kırmızı güllerin, masmavi sümbüllerin ve yemyeşil yaprakların aslında kendi özlerinde hiçbir renge sahip olmadığını bilmek insan aklını derin bir hayrete düşürür. Fizik ilmi der ki karanlık çöktüğünde bütün o büyüleyici renkler birden kaybolur zira yeryüzündeki her bir çiçek aslında gökyüzündeki o tek bir beyaz ışığın içindeki yedi ayrı rengi kendi kabiliyetine göre emip dışarıya yansıtan geçici birer perdedir. Çiçeğin üzerindeki o muhteşem renk onun kendi malı değil doğrudan güneşin o zengin hazinesinden ona saniyeler içinde gönderilen nurlu bir hediyedir. İşte aynen bu misal gibi fani mahbubların yüzlerinde tecelli eden ve kalbini deli divane eden o büyüleyici güzellikler de aslında o fani varlıkların kendi öz malı değildir. O güzellikler kainatın mutlak hakimi olan Allah’ın sonsuz cemalinden o fani aynalara anlık olarak süzülüp gelen geçici ilahi nakışlardır. Şimdi bu muazzam hakikati idrak eden bir kalp nasıl olur da rengin asıl kaynağı olan o devasa güneşi bırakıp sadece o solmaya mahkum çiçeklerin boyasına köle olabilir. İlk sayfalardan beri kalbinde taşıdığın o büyük aşk yangını aslında seni o geçici renklerin esaretinden kurtarıp doğrudan o renkleri var eden ezeli nurun kaynağına ulaştırmak için ruhuna yerleştirilmiş sönmez bir pusuladır. Sen yeryüzündeki güzelliklerin solup gitmesine bakarak hüzünle gözyaşı dökerken o sonsuz şefkat sahibi olan yaratıcı senin nazarı o çürüyüp gidecek olan fani suretlerden çekip hiç eksilmeyen o baki cemaline döndürmeni murat eder. Hayat yolculuğunda yaşadığın her kopuş her hayal kırıklığı kalbini o sahte boyalardan temizleyen ve ruhunu asıl vatanına hazırlayan nurlu birer uyanış fırınıdır. Bismillah diyerek adımladığın bu muazzam mülkte şahit olduğun her bir zerre kendi lisanıyla
Aşk
Ay doğar yaşmak ister Gün doğar kaçmak ister Benim divane gönlüm Yâre kavuşmak ister.
Alıntı
KIRMIZIMSI YEŞİL
Sen benim mevsimlerimsin, Kışın bile güneş, Yazın bile keyfim yerinde, Sen baharlarda bile taptaze çiçeğimsin. Görmese ayrı bir meftundur dillerim, Varsa bambaşka bir cumhuriyetin vatandaşıdır ömrüm. Yakaladığıma dua ettiririm, Ben bu dünyaya yeni geldim. Sen benim senliğimsin, Ben benim senliğinim. Sanki dua ettim ve şimdi kaynıyor kaynar kazanda, İnceden hep yerken aklımı. Deli divane olmaya başlayan koca bir adam, Camı, çerçevesi inmiş gökyüzünde. Afiyet, bal ve şeker olsun bana, Ne arıyorsun, ne ediyorsun demeden... Ben bir mayhoş efendi, Sarhoşluktan geldi geçti. Ve benim nefesim sıcağından dönen bir devran, Bu işin gözle görülür bir rengi yok. AYKUT BARIŞ ÇELİK
Edebiyat