"Ellerim senin renginde, ama bu kadar beyaz bir kalp taşımaktan utanıyorum."
Shakespeare
Javier Marías'ın kitaplarının adında,içerisinde, her zaman Shakespeare 'a göz kırpmalarını görebilirsiniz.
Bir ölüm sahnesi ile başlar kitap. Aradan çok zaman geçer.Baş karakterimiz olan yeni evli Juan'ın yaşadıkları ve zihnindeklerle yol alırız.O ölüm sahnesi hep kafamızdadır.Konu ne zaman oraya gelecek diye düşünürüz. Yaşanmış olayı çok sorgulamayan Juan,ailede bir sır olarak kalmış bu gerçekle elbette yüzleşecektir.
Javier Marías'ın imgelerle dolu cümleleri,anlatım tarzı her okuyucuya hitap eder mi bilmem ama benim sevdiğim kesin. Çok ayrıntılı anlattığı konuları kesintiye uğratıp, farklı şeyler anlatsa da eksiksiz anlatır. Söz uzar gider,karmaşık olmayan o uzun cümleler roman ilerledikçe başka ayrıntılarla buluşur.
Yani okuması biraz zor gibi gelse de elinizden bırakamazsınız Javier Marías kitaplarını.
İspanyol Edebiyatının bu önemli yazarının bir çok eserini çeviren sevdiğimiz çevirmen Seda Ersavci bir yazısında, şöyle diyor;
"Olmayanın,olamayanın anlatıcısı Marías,
yaşananların anlatıcısı olduğu kadar.
Ölüme ses biçen ,ölümü söze döken gerçekleşemeyeni ölümle, boşlukla, ihanetle kuytu köşelere sinmiş, geçmişin ve savaşın açtığı yaralarla ortaya koyan bir yazar."