Herkese merhaba!
Takip edenler bilir, Fournier'yi okumaya son dönemde kaleme aldığı eserlerle başladım. Bu da onlardan biri.
Evet, Fournier her kitabında biraz kendini tekrar ediyor, kabul ediyorum. Her kitapta zaten bildiğiniz olaylar ve anılar ile yeniden karşı karşıya geliyorsunuz, kabul. Ama her seferinde bu olayları, anları ve de kendisine hissettirdiklerini bir şekilde yine sizi sıkmadan sizin de bunun bir parçası olmanızı sağlayarak size aktarmayı başarıyor. Sizi kendi anlatısının bir parçası haline getiriyor, gözlemci kılıyor. Bir tiyatro sahnesi gibi hayatı gözlerinizin önünde deviniyor.
Bu da o kitaplardan biri. Kitaba adını da veren otopsi tekniğiyle kendi yaşantısını didiklemeye ve inceleme başlıyor. Sizlere içini açıyor. Her bir organı ile bir başka olayı ve anıyı ilişkilendiriyor. Gözlem altına alıyor. Içine işleyen her bir olay ve anıyı titizlikle açığa çıkarıyor.
Bu kitapta yazarın ölüm - özellikle de kendi ölümü - meselesine daha fazla yaklaştığını görüp üzüldüm. Eşinin kaybı sonrasında sıranın kendi kaybına yaklaştığının farkında olarak bu konuya git gide daha fazla eğildiği aşikar. Kimi yazarların bu konuyu daha dışsal bir durum olarak ele aldığını kiminin ise içselleştirerek bunu bir dert edindiğini görmek insanın karakteri ve dahası mizacı konusunda, insan doğası konusunda, çok şey söylüyor.
Yazardan bir iki kitap okumayı düşünenler için kitabın yazım tekniği/üslubu/yaklaşımı ve fikri bakımından farklılık sunması nedeniyle iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum.
Kitap okumayı seven herkese tavsiyemdir.
Aysel Bora'nın akıcı çevirisiyle.
Keyifli okumalar!
Kitaplarla kalın!