Seslensem, bağırsam mı?
Yabancı yüzlerdir belirecek olan. Kiliseler, altınlar ve buhur, hepsi de hepsi de her nesnenin değerini iç sıkıntımın verdiği günlük bir yaşama atıyor beni. Ve işte alışkanlıkların perdesi, devinimlerin ve sözlerin yüreği uyuşturan rahat örgüsü ağır ağır açılıyor kaygının solgun yüzünü gösteriyor en sonunda. İnsan kendi kendisiyle karşı karşıyadır artık. Hadi mutlu olsun da görelim! Gene de yolculuk bu yanıyla aydınlatır insanı. İnsanla nesneler arasında büyük bir uyumsuzluk doğar.
Direnci azalmış bu yüreğe, dünyanın müziği daha kolay girer.
İçinde kendi kendim olmaktan çıktığım bu gece nereye kadar gidecek? Basitlik sözcüğünün tehlikeli bir niteliği var. Ve ben bu gece yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında artık hiçbir şeyin önemi kalmadığı için ölmek istenebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara yazgısını benimser iyice yerleşir içine...