İyi okumalar,
Ön yargıyla okuduğum bir kitap oldu en fazla ne anlatabilir ki diye. Daha sonra okudukça okumaktan zevk aldığım akıcı, bol bol atasözünün alıntı cümlelerin, onların açıklamalarının, altta yer alan bilinmeyen kelimelerin kısa sözlükleri mevcut. Kitabın içeriğinde; Nasihatler, hayattan zevk almak, kendi değerimizi bilmek, şükretmek, mutlu olmak, her saatin aslında doğru saat olmadığını öğrenmek ve daha nicesi yer alıyor. 100 Temel eser olmanın hakkını vermiş bir kitap. Tavsiye ederim.
#Hayatta başkalarının, hatta en yakınlarımızın değil kendinizin istediği olmaya çalışınız. Seçeceğiniz her meslek, eğer onu hakikaten istiyorsanız sizin için iyidir. Seve seve çalışacağınız ve sevdiğiniz için muvaffak olacağınız meslek odur.
Şevket RadoEşref Saat
İyi okumalar;
Fahrenheit 451: Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı, kitabın isminden bile çok etkilendiğim bir bilim kurgu klasiği. İtfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangın çıkardığı, kitapların düşünen ve düşündüğü için de düzeni eleştiren insanların olmasını engellemek amacıyla evlerinde kitap olan herkesin kitaplarını yakan itfaiyecileri anlatıyor. Kitapların sunuş kısmını çok sevmem ama sunuştan itibaren heyecanlandıran bir anlatımı var. Fakat kitabın ortalarından itibaren sürükleyici anlatımdan uzak durulmuş ve birkaç yerde gereksiz tekrarlanan kelimeler olmuş olsada altını çize çize okuduğum alıntılıya alıntılıya her kelimesini not aldığım bir kitap. Acaba gerçekten böyle bir şey olsaydı nasıl fedakarlıklar gösterirdik kitaplar için. Ne kadar ütopik bir anlatım olsa da belki çok uzun yıllar sonra itfaiyeciler değilde, insanlar okumaya okumaya kitapları yok edecekler. Bu yüzden böyle bir şeyin olmaması için sürekli okuyup yazmalıyız.
# Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun.
# Bir kadının yanan bir evde kalmasına yol açtıklarına göre, kitaplarda bir şeyler olmalı...
# Bu ülkede en çok ne istiyoruz? İnsanlar mutlu olmak istiyor... Bu doğru değil mi? Bunu hayatın boyunca duymadın mı? Mutlu olmak istiyorum diyorlar... Hepimiz bunun için yaşıyoruz değil mi?
# Kitaplar hiçbir şey söylemiyor! Öğretebileceğin veya inanabileceğin hiçbir şey. Kurguysalar var olmayan insanlarla, hayal gücünün ürünleriyle ilgili oluyorlar. Kurgu değillerse daha da kötü...
# Bilgi, kaba kuvvetin üstesinden gelmeye yeter de artar bile!
# Dışımız serseri içimiz kütüphane.
#Fahrenheit451
Santiago'nun yerinde olsam gördüğüm rüyanın peşinden gidermiyim diye düşündüm. Hayır gitmezdim açıkçası alt tarafı bir rüya diye geçiştirip unutup giderdim. Kitabın her sayfasında hissettirdiği kişisel menkıbesini bıkmadan usanmadan takip ederek hazinesine ulaşıyor. Yazar, santiagoya değil de bize bir şeyler öğretmeye çalışıyor gibi sürekli nasihat verir nitelikte olduğu için kitabın karakteriymişsin gibi hissediliyor. Roman bahsedildiği gibi güzel ama beklediğimin altında olması üzdü beni. Beni rahatsız eden başka bir konu ise romanın her sayfasında başka bir öyküye geçiş gibi olması halbuki, başka bir öykü gibi görünen bir başka öykünün devamı olmasıydı bu olmasaydı daha iyi olabilirdi.
+ Okumayı nasıl öğrendiniz?
- Herkes gibi, okulda.
+ Peki ama okuma bildiğinize göre niçin çobanlık yapıyorsunuz?
......................
- Basit bir çobanın neden okuma bildiğini, açıklamak niyetindeydi: Ana babası, onun din adamı olmasını istemişlerdi; tıpkı koyunlar gibi yalnızca su ve yiyecek için çalışan yoksul bir köylü ailesi için gurur kaynağıydı böyle bir şey.
Ama, daha küçüklüğünden itibaren dünyayı tanımayı hayal etmişti. Tanrıyı ya da insanların günahlarını öğrenmekten çok daha önemliydi böyle bir şey.
Hayallerimizin peşinden gitmeyi öğretti sizde pes etmeyin.
Keyifli okumalar
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Yine bir Stefan Zweig eseri yine derinden üzülmüş bir adamın hayat hikayesi. Salomonsohn, hayatını karısına ve kızına adamış sürekli çalışmak zorunda olan karısı ve kızına daha iyi bir hayat verebilmek için çalışıp çabalayan ve kimsenin umrunda olmayan iç hesaplaşması sürekli devam eden bir karakter. Hikaye oldukça dramatik ve hüzün dolu bir çırpıda okunabilecek, kitabın devamı olsa da okusak cinsinden bir dünya klasiği. Çok kısa, detay vermeden anlatmış olsa da keyifle okunacak bir eser.
Bir kalbi derinden sarsmak için kader her zaman sillesini vurmaya,güçlü darbesini indirmeye gerek duymaz; aksine kaderin insan hayatına müdahale etmek için duyduğu karşı konulmaz isteği, sıradan bahanelerle meydana gelen yıkımları körükler. Bu ilk hafif temasa bizler,kendi yetersiz dilimizde ”vesile” deriz ve onun küçük görünen etkilerini genelde müthiş bir etki yaratan gücüyle şaşkınlıkla karşılaştırırız.
Bir Kalbin ÇöküşüStefan Zweig · Anonim Yayıncılık · 202020,5bin okunma
Belki uzun uzun anlatılmalı belki her kelimesine dünyaları sığdırmalı ama her şeyi söyleyecek tek bir söz var. İnsan, yanındakiyle yaşlanır aklındakiyle ölür .