"Çağdaşlaşmak", Avrupa'nın yeni ihraç metaı, kokain ve LSD gibi... Şuuru felce uğratan bir zehir. "Çağ-dışılık" ithamı, iftiraların en alçakçası, en abesi.
Kıtaları İpek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar...
Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, "Ben Avrupalıyım," demeye başladı, "Asya bir cüzzamlılar diyarıdır."
Avrupalı dostları acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: "Hayır delikanlı," diye fısıldadılar, "Sen bir az-gelişmişsin."
Her dudakta aynı rezil şikayet: Yaşanmaz bu memlekette! Neden? Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır. Kaçanlar ne Türk ne Aydın. Bu firar bir Kabil kompleksi.
Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye'nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.