Serkan Aktaş

Puan vermedi·304 syf.··
2025 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2025 10:32
Gene Wolfe’un Yeni Güneş serisinin ikinci kitabı olan Uzlaştırıcının Pençesi, serinin ilk kitabı İşkencecinin Gölgesinde tanımaya başladığımız Severian’ın yolculuğunu devam ettiriyor. Uzlaştırıcının Pençesinde Severian, artık bir gezgindir. İnfaz loncasından ayrılmış, Thrax’a doğru yol alırken elinde esrarengiz bir güç taşıyan Uzlaştırıcının Pençesi adlı kutsal kalıntıyla birlikte ilerler. Yolda karşılaştığı Jolenta, Dorcas, Agia, Dr. Talos gibi karakterlerle ilişkisi öykünün katmanlarını oluşturuyor. Wolf, satır aralarına serpiştirdiği felsefi sorgulamalar, dil oyunları ve hafıza üzerine kurduğu bilinçli boşluklarla okuyucuyu hikayenin içine çekmeye çalışıyor. Eğer ilk kitabı okuduysanız ve kendinizi Wolfe’un diliyle barıştırabildiyseniz, Uzlaştırıcının Pençesi sizi hem tatmin edecek hem de daha da fazla merak ettirecek. Kitabın sonunda pek çok soruya hâlâ yanıt verilmiyor ama Wolfe’un derdi zaten cevap vermek değil. Ama sabırsız bir okuyucuysanız Wolfe’u pek de tavsiye etmem.
Uzlaştırıcının PençesiGene Wolfe · İthaki Yayınları · 2020171 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·317 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 13:12
Kükreyen Mağara, karanlık sırlarla dolu bir geçmişle yüzleşmenin, insan zihninin kırılganlığıyla birleştiğinde nasıl bir kabusa dönüşebileceğini gösteriyor. Hikâyenin merkezinde Susan Thorton var. Susan, bir araba kazası geçirip hastaneye kaldırıldığında, hem fiziksel hem de zihinsel olarak büyük bir çöküş içindedir. Komadan çıktığında hafızası parçalanmış, geçmişini kısmen hatırlayabilmektedir. Üniversite yıllarında “Kükreyen Mağara” olarak bilinen bir yerde yaşadığı korkunç bir olay yeniden hafızasında canlanır. Sevgilisi, dört genç tarafından bu mağarada vahşice öldürülmüştür. Fakat şimdi, o olaydan sonra farklı zamanlarda ölmüş olan bu dört genç adam yeniden ortaya çıkmış gibi görünmektedir. Susan gördüklerinin gerçek mi, yoksa bir akıl oyunu mu olduğunu anlamaya çalışır. Kükreyen Mağara, klasik bir Koontz romanı gibi başlıyor: gizemli, tekinsiz ve giderek tırmanan bir psikolojik baskı atmosferiyle. Zihinsel bütünlük, travma sonrası hafıza, gerçeklik algısı gibi konuları işleniyor. Susan’ın gerilim dolu zihinsel dağınıklığı romanın tüm anlatısına hakim. Okurken ne olup bittiğini Susan’la birlikte anlamaya çalışıyor, onun kadar şaşırıyor, onun kadar korkuyorsunuz. Korkunun en büyük kaynağı bazen sadece hatırladıklarımızda değil, hatırlayamadıklarımızda da gizlidir. Romanın temposu zaman zaman iniş çıkışlı olsa da, finaline kadar taşıdığı gizem hissi sayesinde bir solukta okunabiliyor. Kükreyen Mağara, psikolojik gerilim türüne ilgi duyanlar için keyifli bir okuma sunuyor.
Kükreyen MağaraDean R. Koontz · İnkılâp Kitabevi · 2006182 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 11:44
234 sayfayı bir buçuk haftada bitirdim. Öncelikle söylemek istediğim şey şu: İşkencecinin Gölgesi klasik anlamda bir bilimkurgu değil, daha çok "science fantasy" denen alt türe yakın. Yani bir yanda teknolojik bir gelecek (aslında çok uzak bir gelecek, belki de evrenin sonlarına yakın bir zaman) ve geçmişin izleriyle harmanlanmış bir dünya var. Ama öte yandan anlatım dili, karakter yapıları ve mekân tasvirleri Orta Çağ'ı andırıyor. Bu yüzden kitabı okurken kendini bir fantastik romanın içinde hissediyorsun. Ben bu kitabı okurken zorlandım ve çoğu zaman da sıkıldım. Çünkü Wolfe, okuyucuya neredeyse hiç açıklama yapmıyor. Bir dünyaya giriş bölümü yok, karakterlerin niyetlerini çözmek kolay değil, anlatıcı güvenilir değil, kullanılan kelimeler bazen uydurma bazen de arkaik, diyaloglar çoğu zaman simgesel. Kısacası okuyucudan çok fazla dikkat, sabır ve analiz gücü bekliyor. Hatta kitabın önsözünü yazan Neill Gaiman bile Wolfe için “birkaç defa okuyunca yazdıklarının güzelliği anlaşılıyor” demiş. Bir de işin şu yönü var: Kitap gerçek anlamda karanlık bir dünyada geçiyor. Başkahraman Severian bir işkenceci çırağı ve hikaye boyunca hem fiziksel hem de ahlaki olarak rahatsız edici durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bu da okuma deneyimini zaman zaman yavaşlatıyor veya rahatsız edici hâle getiriyor. Ben kitaptan şu sonucu çıkardım: Wolfe herkesin zevkine hitap eden bir yazar değil. İşkencecinin Gölgesi ise özellikle sabır isteyen, katman katman açılan, hatta okurken değil sonradan değerlendirildikçe “vay be” dedirten türde bir kitap. Ancak bu “zor” edebi duruş, onu herkes için keyifli bir kitap yapmıyor. Diğer taraftan romana gelirsek, Engizisyon benzeri bir örgüt olan İşkenceciler Loncası’nda yetişen Severian’ın hikâyesi anlatılıyor. Severian, loncanın katı kurallarına
İşkencecinin GölgesiGene Wolfe · İthaki Yayınları · 2019370 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 29. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 22:17
Mülksüzler, hem fiziksel olarak hem de felsefi düzlemde Anarres ve Urras adlı iki gezegenin etrafında dönen bir hikaye. Anarres, yüzyıllar önce Urras’taki baskıcı ve eşitsiz düzene karşı çıkan devrimcilerin kurduğu, anarşist bir toplumdur. Kayalık, kıtlıklarla boğuşan ama mülkiyetin ve hiyerarşinin neredeyse hiç olmadığı bu dünyada insanlar özgürlüğü başka bir biçimde yaşamayı denemektedirler. Romanın ana karakteri, Anarres’te doğan bir fizikçi olan Shevek’in, zamanı ve nedenselliği konu alan kuramsal bir çalışması, onu sadece bilimsel olarak değil, toplumsal olarak da bir yolculuğa çıkarır. Shevek, hem toplumunun baskıcı olmayan ama yine de kısıtlayıcı yapısına hem de Urras’ın parıltılı ama derin eşitsizliklerle dolu dünyasına karşı sorgulayıcı bir tavırla yaklaşır. Shevek’in Urras’a gidip gitmemesi gerektiği üzerine yaşadığı içsel çatışmalar ve ardından orada karşılaştığı dünyayı anlatan roman, özgürlük nedir, aidiyet ne demektir, toplum bireyin önüne geçmeli midir gibi sorulara çok katmanlı, zaman zaman rahatsız edici ama dürüst cevaplar veriyor. Mülksüzler, bir arabuluculuk çabası, bir köprü kurma girişimi hikayesi. Le Guin, hiçbir sistemi romantize etmeden, her bir yapının içindeki baskıyı, çelişkiyi ve mücadeleyi büyük bir şefkatle gözler önüne sermiş. Anarres’te özel mülkiyet yok, insanlar birlikte yaşıyor, üretiyor ve tüketiyor. Bununla birlikte Anarres’te sosyal baskı, konformizm ve dışlayıcılık gibi başka duvarlar var. Urras ise teknolojik açıdan gelişmiş, görkemli şehirleriyle büyüleyici görünse de sınıf ayrımları, kadın düşmanlığı ve sömürüyle içten içe çürümekte. Roman bizi bu ikili karşıtlıkla konforlu kutuların dışına çıkmaya zoruyor. Shevek’in yolculuğu, aslında hepimizin yolculuğu. Kendi değer sistemlerimizin, alışkanlıklarımızın, toplumla
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 11:58
Leibowitz İçin Bir İlahi, her ne kadar bir kıyamet sonrası dünya tasviri sunsa da aslında bu roman insanlık tarihine, bilginin evrimine ve inancın kalıcılığına dair sıcak ama aynı zamanda hüzünlü bir meditasyon gibi okunuyor. Hikâye, nükleer bir felaketin ardından binlerce yıl sürecek bir karanlık çağı yaşayan bir dünyada geçiyor. İnsanlık büyük bir yıkım geçirmiş ve teknolojik bilgi neredeyse tamamen yok olmuştur. Hayatta kalanlar, bu yıkımın sorumlusu olarak “bilgiyi” görmüş ve kitapları, makineleri, hatta okuma yazmayı bile lanetlemiştir. Adeta modern dünyanın günahlarından arınmak ister gibi… Tam da bu ortamda, Katolik geleneğinden ilham alan Aziz Leibowitz Tarikatı sahneye çıkar. Bu tarikatın mensupları, hayatta kalan bilgi kırıntılarını korumayı ve ileride insanlığın yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olmayı amaçlar. Roman Fiat Homo, Fiat Lux ve Fiat Voluntas Tua adlı üç bölümden oluşuyor ve her biri insanlık tarihinin farklı bir dönemini temsil ediyor. Fiat Homo (İnsan Olsun), yıkım sonrası dönemde, bir rahibin eski bir sığınağın kalıntıları arasında Leibowitz’e ait belgeleri keşfetmesiyle başlıyor. Bu bölümde bilgi henüz anlaşılmasa bile kutsal bir emanet gibi korunmakta. Bilimin yeniden doğuşunun anlatıldığı Fiat Lux (Işık Olsun)’de, manastırda bulunan belgeler akademisyenlerin ilgisini çekmeye başlıyor ve aydınlanmanın ve merakın kıvılcımları görünür hâle geliyor. Fiat Voluntas Tua (Senin İraden Olsun) adlı son bölümde ise insanlık bir kez daha teknolojide zirveye ulaşıyor. Ama aynı hatalara düşme eğilimi de devam ediyor. Nükleer tehdidin yeniden ortaya çıktığı bu dönemde, hem bilim hem din hem de etik, tarih tekerrürden ibaretmiş dedirten derin sınavlardan geçiyor. Leibowitz İçin Bir İlahi, kıyamet sonrası bilimkurgu kategorisine girse de bu konuda
Leibowitz İçin Bir İlahiWalter M. Miller Jr. · İthaki Yayınları · 2019217 okunma