Merve Duman

Merve Duman
@dmnmrvee
İnsanlar hakkında bilgi sahibi olmak onları tanıma anlamını içermez,çünkü birbirimizi ancak yaşantılar içinde tanıyabiliriz ki bu da zaman gerektiren bir süreç. Eski kuşaklarda yaygın ve ben-şey ilişkisinin klasik örneklerinden olan merakiliğin yerini farklı bir olgu aldı genç kuşaklarda:Tanışmanın ardından kendiyle ilgili biçimsel bilgileri bir çırpıda karşı tarafa sunarak yakınlık kurulabileceği beklentisi. Birileri hakkında bilgi edinerek onları tanıyacağına inanmak ya da kendiyle ilgili bilgi sunarak yakınlık beklemek,insanları imgeye dönüştürerek algılama tuzağını da beraberinde getirebiliyor. Oysa imgeler,insanın kendi kişiliğinin yansıtmalarının yaratısıdır,dolayısıyla yansıtıldığı kişinin kendisiyle pek ilgisi yoktur. Üstelik,imgeleştirilen kişi de kendisini imgesi olarak algılamaya başladığında işler daha da karışabiliyor. Taraflar birbirini karşılıklı imgeleştirerek algıladığında ise yalnızlıktan ve hayata ilişkin korkulardan kurtulamıyor. Kiminde de yeni tanışılan biri hızla yüceltiliyor,onunla sık beraber olunuyor,bir süre sonra yeni dostunu o kişinin çevresinde görmez olduğunuzda değer kaybına uğradığınızı anlıyorsunuz. Bir süre sonra yeni biri yüceltiliyor ve resmigeçit böylece sürüp gidiyor,kimsenin ne kendini ne de başkalarını kendi olarak algılayamadığı imgeler dünyasında.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bence aslolan,hangi şekilde olursa olsun,insanın,olabildiğince,kendisini kendi olarak hissedebileceği bir hayatı sürdürmeyi gerçekleştirebilmesi. Bir yandan da hayatın bir süreç olduğunu,kendimizi her an kendimiz olarak hissetmemizin mümkün olmayacağını,hayatın inişleri ve çıkışları olduğunu kabul ederek. Kendimize başarılı bir hayat ısmarlamaya çalışmanın,kendimizden vazgeçme tehlikesini de beraberinde getireceğinin idrakiyle. Bir şeyi isteyerek ve severek yaparken ulaşılacak sonucun baskısı zaten yaşanmaz,sonucu düşünerek yaptığımızda ise istek kaygıya dönüşebilir. Çünkü çoğu zaman başarı,kendisini şartlı kabul edenlerin ya da vaktiyle şartlı kabul edilmiş olanların,kendilerini kabul edebilmelerinin tek ve mutlak şartı. Üstelik,sonuca ulaşıp kendini başarılı hissettiği anın ardından insanı yeniden boşluğa düşüren ve daha da öteye koşmaya yönelten bir tuzak.
Sayfa 88 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Başarı sözcüğünü mutlaka kullanmak gerekiyorsa,başarının hayatın neresine yerleştirilebileceğinin tek bir cevabı olabilir: hayatın kendisine. Bugüne kadar hiç kimse için,hayatın kendisinde başarılı olduğu dendiğini duymadım,çünkü hayatın kendisini başarılı olarak sürdürmüş olmanın bir tanımı yok.
Sayfa 87 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Bir insana karşı tavır alabilirsiniz ya da kızıp aşağılayıcı sözlerle onu incitebilirsiniz,hatta fiziksel saldırıda bulunup hastanelik edebilirsiniz, ama onun varlığını yok farz ettiğinizde ona katlanılması en zor duyguyu yaşatırsınız: “Hiçlik”.
Sayfa 71 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
İlişki,işbirliği temelinde oluşan bir kucaklaşma. Zorunluluktan ya da insanın kendi isteğiyle de olsa,bir şeyler kazanmak ya da bir şeylerden korunmak amacıyla oluşan beraberliklerde ilişki yaşamamıyor. Oysa insanlar,farkında olarak ya da olmayarak,birtakım beklentilerle birbirlerine yaklaşıyorlar. Çoğu zaman,biri diğerinden,diğeri de ondan kendisini “yaşatmasını” beklerken,şirket ortaklığı benzeri ilişkilerin içinde hapsolup bu kez de beraberliklerin çürümesini bekleyerek. İnsanlar, “Ben ona şunu verdim” ya da “O bana hiçbir şey vermedi” gibi ifadeleri sık kullanıyorlar. Bunu yaparken aslında “ilişkinin kendisine” ne kattıklarını ya da katmadıklarını düşünemiyorlar;aslolanın bu olduğunu bilemediklerinden,belki de örneklerini tanımamış olduklarından. İlişki aynı zamanda,bir şeyleri birlikte yapmaktan mutluluk duymaktır. Önemli olan yapılan iş değil,yapılan şeyin birlikte yapılmış olması ve o şey yapılırken bir bütün olabilmek. Dolayısıyla olmak,yapmaktan önce gelir. Ama artık insanlar,içlerinden gelerek ve sorun yaratmadan,birlikte çalışmaktan haz almaya pek yatkın değiller.
Sayfa 37 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji