berxikên berdûş,
zû ji dergûşên xwe dûr ketin
di çardehsaliyên xwe de
ji çekên çardeh derb çak hez kirin
di bîst û çarsaliyên xwe de
- hê tayekî spî neketibû porê wan
mal şûr,
talde cercûr,
milk şikeft:
û gor şikart hilbijartin
birayên min wisa xweşik mirin,
wisa tahmstran mirin
hûn bibînin
hûn dê ji kêfan bimirin ...
Kitabı okurken sayfaların nasıl ardı sıra ilerlediğini fark etmemişim. İnsanı içene çeken bir konusu var ve yazarın kendi kalemini etkili bir biçimde kullanması da beni kendisine çekti. Yazar cümleleri kurarken okuyucu çok düşünmüştür. Karşısındaki insanın kendi hayatında nerde olduğunu fark ettirmek istemiştir . Kişinin düşlerini, yapmak istediklerini ve en önemlisi kendi benliğini bulmak isterse eğer bu kitapta bulabilir. Kitapta her şeyin aslında gelip geçici olduğu sadece kişisel menkıbenın insanı mutluluğa, sevgiye götüre bileceğini vurgulamıştır.
Kitapta evrenin dilini çözmeye çalışmıştır delikanlı bir yerde, evrenin sadece bir dili olduğunu ve insanların bunu unuttuğunu söylemiştir ama ilerleyen zamanlarda evrenin bir çok dili olduğunu keşfetmiştir. Burda her insan bir şeyleri ararken kendi doğrusunu seçebilir. Yazar bunu okuyucuya bırakmıştır. Santiago kendi yolculuğuna çıkarken kendi sorularının cevabını bulmuş. Belki yazar bu sorunun cevabını okuyucunun kendi doğrusunu bulmasını istemiştir.
Kitap kişinin kendi hayatına bakmasını sağlıyor.