Şehirdeki afişlerde , Şevki Selimoviç’in Halk Malları Genel Müdürlüğü’nün deposundan bir yatak, bir dolap sandalye ve buna benzer ufak tefek şeyler çaldığı için idama mahkum olduğu ilan edilmişti. Sanık , meşhur bir partizan ailesinden olduğu için karar da bu denli sert olmuştu. Bu durum da ilanda ayrıca belirtiliyordu. Böylece devrime karşı ailemizin derin bağlılığı ve hayranlığı aleyhimize döndü ve biz, uğrunda mücadele verdiğimiz devrimin kurbanları olduk.
Settarhan’ın hissettiği eşsiz bir mutluluk duygusu oluyordu. Sanki bütün boşlukları dolmuş, bütün eksik parçaları dağıldıkları yerlerden toplanmış da yerine konmuş, geçmiş ve geleceğe dair bütün mahrumiyetleri bir mucize olmuş da telâfi edilmiş gibi.
Ayna önünde kendi kendisini memnuniyetle seyretmesindense onun bir aşkın henüz başlangıcında olduğunu çıkardı. İnsan aşık olmasa kendi görüntüsünden bu kadar memnun kalabilir miydi? Bu kadar güzelleşmiş olduğu halde aşka düşmemiş biri bu aynanın önünden geçmemişti. Hatta bu aşk, dünyanın çetrefiline kusurlu yanına henüz bulaşmamıştı ve bu beyzade bir aşkın henüz başlangıcında olmasa bütün İran gibi tebriz de savaşın ortasında bu kadar düşmüşken hayatından bu kadar memnun olamaz bu kadar iyimser bakamazdı.
Kapıdan çıkarken celil Hikmet kadınlara son bir selam vermek için geri döndü. Zehra sanki görünen tek yeri olarak kalmış gözlerine sığdırdığı kocaman bir muhabbetle gülümsemiştir ve bakışlarını öteye çevirirken selamını almış gibiydi.
Büyükhanımın odasına koştu aceleyle Zehra. Ceviz konsolun önüne geçti. Zamanın aynasına o an hangi suretle düştüğünü görmeye çalıştı. Neşeli ve meraklı. Derin ve güzel. Dalgalı ve sığınaklı. Değişik ve yepyeni. Bambaşka bir nizama bambaşka bir dünyanın kurallarına geçmiş gibiydi. Başörtüsünü çözdü. Kulağındaki mercan küpe, bunun rengi hep bu kadar parlak mıydı? Aşk bahane. Herkes kendini seviyor, bu cilve de kendi güzelliğinden emin olmak istiyordu ve tıpkı şu ayna gibi bu güzelliği yansıtacak parlatacak bir ayna arıyordu.