Kitabı derslerim ve yoğunluğumdan dolayı tahmin ettiğimden uzun bir sürede bitirsem de, kitap beni diğer tahminlerimde yanıltmadı neyse ki. Jane Austen'den okuduğum 3. kitap kendisi ve bir Jane Austen kitabından beklediğim her şeyi aldığımı düşünüyorum. Dili sade ve akıcı, konuşmalar dolu doluydu ve ana konusu yine kadınların evlilik arayışı olarak basite indirgenebilirdi. Ama tabii Jane Austen bu konuyu öyle güzel işlemiş ki, okurken gerçekten edebi bir zevk duymanız kaçınılmaz. Kitabın baş karakteri Emma adında, zengin, güzel, herkesçe saygı duyulan ve babasıyla yaşayan bir kız. Kitapta da söylendiği gibi sahip olduğu bu özellikler Emma'yı biraz kibirli birine çevirmiş. Öyle ki okurken kendisine ara ara sinir oldum. Genel olarak bencil, kendi düşündüklerinin doğruluğuna körü körüne inanan ve çok yakın dostları hariç herkese üstten bakan tavırlara giriyordu.
Ayrıca kitaptaki herkes o kadar ince şeylere takılıyor ve basit şeyleri büyütüyolardı ki. Tabii bunun kitabın geçtiği dönem ve toplumla alakası var muhtemelen. Hepsi aşırı kibar ve görgü kurallarına çok önem gösteriyorlar. Ayrıca takıldıkları şeyler, sürekli evlilik, yemekler ve balolardan konuşmaları ve en ufak sorunları abartmalarını okurken benim "vay be derde bak!" havasına girmemi sağladı ve biraz sinir etti. Ki hem arkasında yazana göre, hem de okurken de hissedebilirsiniz bunu, Jane Austen de sanki bu durumu inceden inceye alaya almıştı.
Yazarın diğer kitaplarında baş karakterin kiminle evleneceği baştan belli edilse de, bu kitapta o kadar net değildi. Ben tahmin etsem de yine de o arada kalma hissi, başka erkek karakterlerin de oluşu
bence kitaba güzel bir hava katmış. Vee en sonunda evlendiği kişi bence o kadar güzel oldu ki, doğru seçim Emma <3
Emma yazarın en sevdiği romanıymış. Gurur ve Önyargı hala