Mesutcan

Mesutcan
@dodskamp
"Loving you, was like loving the dead."
Yoldaştan, Che'ye gelen mektup.
"Bu satırları size, elimde 16 Kongolu ve 9 Kübalıdan fazlasının kalmadığını bildirmek için yazıyorum. Geri çekilme çok zor geçiyor ve mevzimiz, düşman tarafından biliniyor. Uçaklardan gizlenmenin olanağı yok. Kongolular kaçmak istedi, savaşmak istemiyorlar. Onları zorlukla burada tutuyorum. Askerler ilerler ilerlemez, tabanları yağlayacaklar. Bunları size yazıyorum çünkü gerçekten katlanması zor bir durum. İfade için özür dilerim ama sanıyorum ki, üç buçuk atıyorum. Savaşmak istemeyen insanları, savaşmaya zorluyoruz ve ben bunun anlamsız olduğuna inanıyorum."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yoldaş Kabila'dan, Che'ye mektup.
"Elimde olan bütün Kongo parasını sana gönderiyorum. Mücadelemizin boğulması, bu hükümetin emperyalistlerle bir komplosudur, para yok."
Siyaset
"Her şeyi yapmalıyız ama anlamsız olanı değil." - Fidel Castro
"26 Ekim sabahı, Bahaza'nın sargıları koparıp attığı bir krizin ardından öldüğünü haber verdiler. Herhalde, akut bir hematothorakstan, göğüs boşluğunda kanamadan dolayıydı. Öğleden önce bir mezar kazma ve Yoldaş Bahaza'yı gömme gibi üzücü ve törensel bir görevi yerine getirdik. O altıncı ancak son saygımızı gösterebildiğimiz ilk ölümüzdü. Onun cesedi, yaralıyken de olduğu gibi, benim dikkatsizliğim ve aptallığıma karşı sessiz ve şiddetli bir suçlamaydı. Küçük yenilmiş birliğimiz, yas töreni için toplandı. Son konuşmayı ben yaptım. Kendi kendini suçlamaların egemen olduğu bir monolog gibiydi. Yaptığım hataları kabul ve itiraf ettim ve Kongo'daki tüm ölüm olayları içinde Bahaza'nın ölümünün, benim gözümde en acı vereni olduğunu temin ettim ki gerçekten de bu doğruydu. Çünkü o, başarısızlığından dolayı sert eleştirdiğim ve bunun üzerine gerçek bir komünist gibi davranıp suçunu kabul eden yoldaştı. Oysa ben durumu doğru değerlendirememiştim ve onun ölümünden sorumluydum. Bu hatayı düzeltmek için, daha yoğun bir çalışma ve öncekinden daha büyük bir coşkuyla elimden gelen her şeyi yapacaktım."
"Bir gün sık tekrarlanan aykırı hareketlerin (çalışmayı reddetmişlerdi, bu onların tipik karakteristiğiydi) ardından, onları öfkeyle Fransızca payladım. Yetersiz dil bilgimle ifade edebildiğim kadarıyla, yüzlerine korkunç şeyler söyledim. Öfke içinde, kendilerine etek giydirmek ve sepetle yucca taşımak (kadın işi) gerektiğini, çünkü hiçbir işe yaramadıklarını, kadından beter olduklarını, bir kadın ordusunu eğitmeyi yeğleyeceğimi haykırdım. Çevirmen, 'zılgıt'ımı Swahili diline çevirirken, adamlar birbirine bakıp, karşı tarafı silahsızlandıran bir safdillikle kahkahaya boğuldular."
Siyaset