…doğru dürüst yaşatmıyorum seni hiç olmazsa benden arta kalanlarla seni sevindirmeliyim senin beğenmen için benden geriye kalmış en küçük ayrıntıyı bile sevmeliyim…
Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz
Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım derdi resim yapmayı sevdiğim halde denizin mavisini bilmezdim yaprağın yeşilinin her mevsimde değiştiğine dikkat etmemiştim
Bırakalım yaşasınlar, dediler. Bırakalım istedikleri gibi yaşasınlar. Ve bıraktılar.
Onlar da yalnız kaldılar. Bu, sözün gelişi bir yalnızlık değildi. Kelimenin, sözlükteki anlamıyla bir yalnızlıktı.