Erkek dediğin...
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:14
Kuru kuruya dini bir hamaset ve dogmalar ile değil ahlaka, adalete, her nevi eşitliğe ve insanlığa inanan; idealist, babası tarafından çok sevilen, sarılan, öpülen erkek çocukları bize dünyada cenneti yaşatabilirdi. Ama biz böyle nadide çiçekleri koparmanın doğruluğu konusunda sıfır emek ile ikna edilmiş toplumlarız. Biz az gelişmişler. Çünkü erkek dediğin…
NisyanHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 2024213 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Kant’ın Salt Aklın Sınırları Dahilinde Din adlı eseri, din ile ahlak arasındaki ilişkiyi aklın sınırları içinde ele alan önemli bir çalışmadır. Kant bu eserinde, dinin temelinin dogmalar veya dışsal ibadetler değil, insanın ahlaki yasaya uygun davranma yükümlülüğü olduğunu savunur. Böylece dinin, insanın ahlaki gelişimine nasıl katkı sağladığını ve aklın rehberliğinde nasıl anlaşılması gerektiğini açıklamaya çalışır. Hakiki din ile sahte din anlayışını birbirinden ayırmaktır. Ona göre dinin özü, insanın bütün ödevlerini Tanrı’nın buyruğu olarak görmesi ve ahlaki bir yaşam sürmesidir. Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmanın yolu ibadetler, ritüeller, kurallar veya tarihsel inançlara körü körüne bağlılık değil; iyi niyet, erdem ve ahlaki davranışlardır. Ayrıca Kant, vicdanın ve düşünce özgürlüğünün önemini vurgular. İnsan, doğruluğundan emin olmadığı şeyleri mutlak gerçek gibi savunmamalı ve başkalarına da zorla kabul ettirmemelidir. Gerçek dindarlık, vicdana uygun hareket etmek ve ahlaki sorumluluğu yerine getirmektir. Kant’a göre hakiki dinin özü ahlaktır; kilise, vahiy ve ibadetler ise ancak bu ahlaki amacı destekledikleri ölçüde değerlidir. İnsan Tanrı’ya en iyi şekilde, iyi ve erdemli bir yaşam sürerek hizmet eder.
Salt Aklın Sınırları Dahilinde DinImmanuel Kant · Elis Yayınları · 201797 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha iyi bir toplum mu? Sizce mümkün mü?
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:26
Gilman'ın Dağı Yerinden Oynatmak eseri, ilk bakışta gelecekte kurulmuş ideal bir toplum tasviri gibi görünüyor. Ama bence temelinde “insan değişebilir mi?” sorusunu tartışan bir ütopyadır. Kitap, 1910’ların dünyasından gelen John Robertson’ın otuz yıl sonrasına uyanması üzerinden ilerler. Eski dünyanın erkek egemen, sınıf farklarının belirgin ve geleneklerin güçlü olduğu yapısı ile yeni dünyanın daha eşitlikçi, bilimsel ve düzenli toplumu karşılaştırılır. Kitabın en güçlü taraflarından biri, geleceği teknolojik gelişmelerden çok zihniyet değişimi üzerinden kurmasıdır. Gilman’ın ütopyasında asıl devrim makinelerle değil, insanların düşünme biçimiyle gerçekleşir. Kitabın önsözünde de bu ütopyanın “zihniyet değişiminden başka bir değişim içermediği” ve insanların mevcut imkanlara farklı bakmayı öğrenmesi üzerine kurulduğu belirtilir. Yazar özellikle kadınların toplumdaki konumuna odaklanır. John’un geleceğe geldiğinde en büyük şaşkınlığı teknolojiden çok kadınların toplumdaki yeridir. Kız kardeşi Nellie artık eğitim almış, güçlü, bağımsız ve toplumda karar verici bir konumdadır. John’un eski dünyasındaki “kadın korunması gereken kişi” anlayışı tamamen tersine dönmüştür. Gilman burada aslında kadınların değişmediğini, fırsat verildiğinde potansiyellerini ortaya koyduklarını savunur. Ancak kitapta beni en çok düşündüren noktalardan biri, ütopyanın bazı konularda fazla kusursuz tasarlanmış olmasıydı. Gilman’ın geleceğinde suç, yoksulluk, ayrımcılık ve birçok toplumsal problem neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. İnsanlar daha ahlaklı, daha bilinçli ve daha uyumludur. Nellie’nin anlattığı bu dünya oldukça etkileyicidir; fakat aynı zamanda şu soruyu doğurur: İnsan gerçekten bu kadar tamamen değişebilir mi? Din konusu ise bence kitabın en tartışmalı taraflarından biridir.
Dağı Yerinden OynatmakCharlotte Perkins Gilman · Cem Yayınevi · 2021140 okunma
Birinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi :)
10/10
·472 syf.·
2026 38. kitabı
Kitabın değerlendirmesine geçmeden önce Robert Musil'den birkaç cümle ile bahsetmenin yönlendirici gücü olduğuna inanıyorum. Musil Avusturyalı romancı, öykücü ve deneme yazarı. Askeri okulda başlayan eğitim hayatı ardından mühendislik ile devam ediyor. Sonrasında matematik, felsefe, fizik, psikoloji alanlarında doktora yapıyor. Düşünsel olarak rejime karşı çıktığı için Nazi döneminde eserleri yasaklanıyor, İsviçre'ye sürgün ediliyor. Eserini tamamlayamadan burada yaşamını yitiriyor. Kitabın ana karakteri niteliksiz adam Ulrich ile biyografik paralellik dikkat çekiyor. Çünkü bu çok katmanlı entelektüel formasyon, doğrudan doğruya Niteliksiz Adam’ın düşünsel mimarisine de yansıyor. Niteliksiz Adam 'a dönecek olursam; Robert Musil'in 1921 yılında 1942 yılına kadar üzerinde çalıştığı, 2100 sayfa içerikli devasa baş yapıt. Elimdeki serinin dördüncü kitabı ölümünden sonra esi tarafından, ardında bıraktığı notlardan derlenerek yayımlanmış. Kitap 'deneme roman' türünde yazılmış ve olay örgüsü dışında; matematik ve doğa bilimleri, felsefe ve epistemoloji, siyaset bilimi ve sosyoloji, psikoloji ve psikiyatri, hukuk bilimi ve felsefesi, sanat ve mistik ögretiler gibi alanlarda ilerliyor. Her bölüm sistematik bir okuma, derin analiz, düşünsel egzersiz ve entelektüel bir hesaplaşma içeriyor. Dili oldukça ağır ve anlaşılmak istiyor. Niteliksiz Adam’ın birinci cildinin yüzeysel konusu 1913 yılında Viyana’da geçer. Ana hikâye; Avusturya Macaristan İmparatorunun 70. yıl saltanat dönümü yaklaşmaktadır ve aynı yıl Alman İmparatoru Wilhelm'in de 30. saltanat yılı kutlanacaktır. Dönemde hâlâ monarşiyle yönetilen Avusturya Macaristan İmparatorluğu seçkinleri, Almanya'ya karşı milli şuur ve milliyetçilik anlayışı ile farklı ve bütün Dünya'ya örnek olacak bir kutlama planlamak için
Alıntı
Niteliksiz Adam 1Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 20181,391 okunma
FITRATIN DİRİLİŞİ VE CUMHURİYET DEVRİMİ
Puan vermedi
Erman Çalışkan’ın Fıtratın Dirilişi ve Cumhuriyet Devrimi adlı eseri, yalnızca dini veya politik bir metin değil; modern Türkiye’nin düşünsel temellerini Kur’an merkezli bir perspektifle yeniden yorumlamaya çalışan cesur ve sarsıcı bir manifesto niteliği taşıyor. Kitap, İslam dünyasının yaşadığı medeniyet krizini yalnızca siyasi başarısızlıklarla açıklamıyor; asıl kırılmanın aklın, sorgulamanın ve vahyin özünden uzaklaşılmasıyla başladığını iddia ediyor. Bu yönüyle eser, klasik dini anlatıların ötesine geçerek okuyucuyu doğrudan düşünmeye, sorgulamaya ve mevcut kabulleri yeniden değerlendirmeye davet ediyor. Yazarın en dikkat çekici başarısı, Cumhuriyet devrimlerini yalnızca tarihsel bir modernleşme hareketi olarak değil; Kur’an’daki “şura”, “adalet”, “halifelik”, “özgür irade” ve “akıl” kavramlarının çağdaş bir siyasal yansıması olarak ele almasıdır. Özellikle laiklik, bireysel özgürlük ve halk egemenliği üzerine yaptığı okumalar, kitabı benzerlerinden ayıran güçlü bir entelektüel zemin oluşturuyor. Fıtratın Dirilişi ve Cumhuriyet Devrimi, yalnızca inanç merkezli bir eser değil; aynı zamanda sosyoloji, siyaset felsefesi, tarih ve medeniyet teorisiyle iç içe ilerleyen çok katmanlı bir düşünce çalışmasıdır. Kitabın en güçlü taraflarından biri de budur: okuyucuya hazır cevaplar vermek yerine onu zihinsel bir yüzleşmeye sürüklemesi. Özellikle “İslam Dünyasının Ontolojik Krizi”, “İlk Emir Oku”, “Şura ve Demokrasi”, “Laiklik ve Özgür İrade” gibi bölümler; dini dogmalar ile akıl arasındaki gerilimi sert ama sistematik bir şekilde ele alıyor. Yazar, Kur’an’ın tarih boyunca çeşitli güç odakları tarafından ritüelleştirildiğini ve toplumdan uzaklaştırıldığını iddia ederek oldukça tartışmalı fakat güçlü tezler ortaya koyuyor. Eserin dili akademik olmakla birlikte zaman zaman
Edebiyat
Fıtratın Dirilişi ve Cumhuriyet DevrimiErman Çalışkan · Arkhe Yayınları · 20260 okunma
Anlamsız Modern Sanat
6/10
·56 syf.··
2026 21. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 12:46
Çağdaş sanatın, dogmalar üzerine kurulu bu düzende, ne kadar mantıksız ve saçma olursa olsun, bir müzede bulunduğu sürece, insanların saygı duyduğu eserler olmasının saçmalığını yüzümüze vuruyor. Gerçekleri anlatıyor. Fountain eserinden, muz kabuklarından ve bu nesneleri sanatlaştırıp, bir anlam kazandıran küratörlerden de bahsediliyor. Çok düzgün ve akıcı anlatılmış, örnekler verilmiş, 4 ayrı başlığa ayrılmış.
2026 Okuma Raporları
Çağdaş Sanatın SahtekârlığıAvelina Lésper · Tellekt · 2022230 okunma