Son Kalan Hesabımın Instagram'a Verdiği O Güven Hissi...
Instagram’ın benimle şahsi bir meselesi var galiba; adamlar düzenli olarak hesabımı kapatmayı hobi edindi. Sosyal medyada her türlü terbiyesizliği ve küfrü yapanlara ses çıkarılmıyor; ama ben ne zaman doğru, düzgün ve özellikle de İsrail'in o siyonist, lanetli, ne idüğü belirsiz bir şeytan ve şer yuvası olduğunu yazsam, direkt Instagram’ın kimyası bozuluyor. 😂🤣 ​Hahahaha, işleri güçleri yok, gözü bana dikmişler. Bugüne kadar kaç hesabımı infaz ettiler; ama bende bu inat varken daha çok hesap açarım. Mücadeleye aynen devam! Son bir hesap var, ona henüz ilişmediler. Ne kadar düşünceli, nazik bir Instagram...😂🤣
1000k
Yapılan kötülük ve hataları görenlerin de bilenlerin de onlar kadar suçlu olmaları hatalı olmalı kadar doğal bir şey… eğer susuyorsak yapanların bunu normalleştirmesi ve onaylanmasına sebep oluyoruzdur .. 10’lar bunu tekrar ettikçe yanlış olan şeyin doğru olduğuna kendileri de o kadar inanır ki susanların sustukları sürece bunun doğruluğunu onaylamış olmaları göz yummaları alabilecek en kötü şeydir … Fikrimce her zaman susmak sadece onay vermek demek değildir … Siz ne düşünürsünüz ?? 
Reklam
Yağmur bulutlarına doğru gitmenin çocuksu neşesi.
Bazı sözler dudaktan öylesine çıkıyor da, içeride doğru karşılığını bulamıyor. Yani sen güçlüsün demekle güçlü, iyiyim demekle de iyi olunmuyor! Ne kaybettiysem şu hayatta, hep iyi niyetimden kaybettim. Meselâ sen aslında iyi bir insansın ama diyerek gitti benden gidenler. Kırıldım ama küsmedim hiç kimseye. Ne yaşadıysam içimde yaşadım. Demek ki iyi insan sevmiyorlarmış diyerek, konuyu kendi içimde kapattım. Açık olsun yolları, lâyık oldukları insanlara. Bense hâlâ anlam veremiyorum bana yapılanlara. Bazen susuyorum, bazen de gülüp geçiyorum. Anlamadığım şu dünyada, anlaşılmayı zaten beklemiyorum..
Duygu ve Düşünce
Toplan hadi gidelim burdan Elinde kaleminle Dilinde bir kaç sözle İstersen gündoğarken İstersen gün batarken gidelim Bir rüzgarın peşine takılıp Ya da bir bulutun üstünde Yıldızlara doğru çıkalım sonra Bir zerre kalana kadar dünya İçinde tüm sıkıtılarıyla Değersiz bir toz zerresi Bir belirsizlik olana kadar Toplan hadi gidelim burdan Sevdiğim burda sensizlik var!
DNA Saygı Üretmez
Belirli bir yaştan sonra anne ve babamızı, üzerlerine giydirilmiş kutsallık zırhından çıkarıp insan olarak değerlendirebilmeliyiz. Çocukluk, ebeveynleri mutlak doğru sanma dönemidir; yetişkinlik ise onları hayatın geri kalan herkesine uyguladığımız ölçülerle tartabilme cesareti. Nasıl bir insan olduklarına, gücü nasıl kullandıklarına, zayıflık karşısında nasıl davrandıklarına, çıkarla vicdan arasında hangi tarafı seçtiklerine bakılmalıdır. Çünkü doğa kimseye ayrıcalık tanımaz; anne olmak da baba olmak da karakter sahibi olmanın kanıtı değildir. Eğer bu muhasebenin sonunda saygıyı hak ediyorlarsa, onlarla yolumuza yalnızca ebeveynlerimiz olarak değil, saygın insanlar olarak devam ederiz. Hak etmiyorlarsa, sırf biyolojik bir tesadüf uğruna saygıyı sürdürmek, gerçeğe ihanet etmekten başka bir şey değildir. İnsanın aşması gereken ilk putlar çoğu zaman kendi evinde yükselir. Kendini aşmak, anne babayı inkâr etmek değil; onları oldukları gibi görebilmektir. Ve belki de en büyük ironi şudur: Hayat boyu çocuklarından koşulsuz saygı bekleyenler, çoğu zaman insan olarak değerlendirilmeye en az dayanabilenlerdir. Çünkü kan bağı yakınlık yaratabilir, fakat saygıyı yalnızca erdem doğurur.
Reklam
Reklam