Gerçekten önemli olan şey, yaşamak değil, iyi yaşamak mıdır?
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Günaydın (:
“Her şeyin değişebileceğini kabul etmek ve hatalı seçimleri doğru yönetmeyi öğrenmek mutlu bir hayatın sırrı.”
Sayfa 308 - Yabancı
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
GİRİŞ: MEMPHIS'TE YÜRÜRKEN "Adam," dedim usulca. "Haydi Graceland'e gidelim." "Ne?" Ona yıllar önce verdiğim sözü anımsattım. "Blue Moon" günlerini, ona verdiğim sözü hatırlayamadı bile, ama bu sersemletici rutini bozma fikrinin onda bir şeyleri tutuşturduğunu görebiliyordum. Bana doğru dönüp ciddi olup olmadığımı sordu. "Ciddiyim," dedim, "ama bir şartla. İki bin beş yüz kilometrelik yolculuğu ben karşılayacağım. Memphis'e, New Orleans'a gideceğiz - Güney'in her yerine, nereye istersen oraya. Ama gittiğimizde sırf telefonuna bakıp duracaksan olmaz. Geceler hariç telefonunu kapalı tutacağına söz vereceksin. Gerçekliğe dönmemiz gerekiyor. Bizim için önem taşıyan bir şeyle tekrar bağ kurmamız gerekiyor." Söz verdi ve birkaç hafta sonra Londra Heathrow Havalimanı'ndan Delta blues diyarına doğru havalandık. Graceland'in kapılarına vardığınızda size etrafı göstermekle görevli biri olmuyor ortalıkta. Elinize bir iPad veriliyor, ufak kulaklıklar takıyorsunuz ve ne yapacağınızı iPad söylüyor - sola dön, sağa dön, düz git. İçine girdiğiniz her odada iPad unutulmuş bir oyuncunun sesiyle size o oda hakkında bilgi verirken, ekranda da odanın fotoğrafı beliriyor. Biz de Graceland'i kendi başımıza, iPad'e bakarak gezdik. Etrafımız Kanadalılarla, Korelilerle, Birleşmiş Milletler'in her birinden insanlarla çevriliydi; bomboş suratlarla ellerindeki ek-ranlara bakıyor, etraflarındaki hiçbir şeyi görmüyorlardı. Kimse önündeki ekrandan kafasını kaldırmıyordu pek. Yürürken insanları seyrediyordum ve gerginliğim gitgide artıyordu. Ara sıra birisi ka-fasını iPad'inden kaldırınca hafiften umutlanıyor, onunla göz teması kurmaya çalışıyordum, omuz silkip "Şuna baksana, bizden başka kimse etrafına bakmıyor, onca yoldan gelip de gözünün önünde duran şeylere bakmıyor," demek istiyordum - ama
Sayfa 13 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Hayata Dair
Bir yandan aklımız yüreğimizdeki gizli umutların boşluğunu bin bir biçimde kanıtlar, bir yandan umut her şeye meydan okumamızı isterken, bu gizli düşüncelerin işkencesini, sıkıntısını yenebilmek için insanın bütün gücüyle mutluluğa doğru atılması, ışığa yönelen çiçek gibi sevda yaşamanın çekiciliğine kapılması ve iyiden iyiye mutsuz olması gerekiyor.
Sayfa 82 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları III.BASIM, HAZİRAN 2020·Kitabı okuyor
Alıntı
diyordu incecik sesiyle Adam, "yüreğimde tek bir düşten bile yoksun. Bana ait bir sevgiden yoksun". Bir gün bana gayet ciddi gözlerle bakıp, "Johann, beni bir gün Graceland'e götürür müsün?" diye sordu Adam. Hiç düşünmeden olur dedim. "Söz mü? Söz mü?" Söz, dedim. O ânı daha sonra hiç düşünmedim - ta ki her şey sarpa sarıncaya kadar. On yıl sonrasına geldiğimizde Adam yolunu kaybetmişti. On beş yaşındayken okulu bırakmıştı, uyanık olduğu saatlerin -hiç abartmı-yorum- neredeyse tamamını boş gözlerle baktığı ekranların karşı-sında geçiriyordu: Whatsapp ve Facebook mesajlarının kesintisizce akıp durduğu telefonunun, YouTube ve porno videolarının birbirine karıştığı iPad'inin karşısında. "Viva Las Vegas" şarkısını söyleyen o neşeli ufaklığın izlerini gördüğüm anlar oluyordu, ama küçük küçük, kopuk kopuk parçalara ayrılmıştı sanki o çocuk. Belli bir konu hakkında en fazla birkaç dakika sohbet ettikten sonra kafasını ekranlardan birine çeviriveriyor ya da başka bir konuya geçiveriyordu. Snapchat hızında, durağan ya da ciddi bir şeyin ona dokunamaya-cağı hızda uçuyor gibiydi. Akıllı, efendi, nazik bir delikanlıydı – ama zihninde hiçbir şey tutunamıyor gibiydi. Adam'ın büyüyüp erkek olduğu on yılda bu parçalanma bir ölçüde pek çoğumuzun başına geliyor gibiydi. Yirmi birinci yüzyıl ba-şında hayatta olmak, dikkatimizi toplama-odaklanma-becerimizin çatlayıp kırılmasını beraberinde getiriyordu. Bunu kendimde de hissediyordum - satın aldığım yığınla kitaba göz ucuyla suçlu suçlu bakarken kendi kendime, son bir tweet daha, diyordum. Halen çok okuyordum, ama geçen her yılla birlikte, aşağı inen bir yürüyen merdivenden yukarı doğru koşuyormuş gibi hissediyordum. Kırk yaşımı yeni devirmiştim ve benim kuşaktan insanlarla ne zaman bir araya gelsek konsantrasyon kapasitemizin
Sayfa 12 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Alıntı
Hadi inşallah
Merak etme, susuz kalmayacaksın artık daha fazla, ey kavrulmuş yürek! Bir müjde var havada Bilinmeyen dudaklardan üflenmekte bana doğru - büyük serinlik, şimdi yolda...
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
1000Kitap