"Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allahım."
Güzel Kur-an'ın Karınca Suresi 9. Ayeti
BEN
Musa çok şanslı bir insan olmalı. Konuşmak için onu seçtiğine göre.
DONA
Önce, Musa'nın Rab ile konuşması konusunda herkesin düştüğü yanılgıyı düzeltelim. Musa'nın duyduğu, kendi içinden gelen kısık bir sestir. Ona "Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allahım." diyen ses, bir içsestir. Dişses değil... Tannin sesini, sezgilerine kulak verebildiği için duyabilmiştir. Musa, o ateşi görebildiği için peygamber olmuştu. Muhammedi Hira'ya getiren sesle, Musa'yı ateşle buluşturan ses aynıydı. Şimdi durmalı ve düşünmelisin. Kimbilir sen, bugüne dek senin için tutuşturulmuş hangi ateşlerin önünden geçip gittin ve neler kaybettin...
BEN
Bırak bir çalı ateşini, orman yangınının önünden geçsem farketmem ben Önume meteor dusse, çukurunun etrafından dolaşır yoluma devam ederim!
Yoksa sen hepimizle konuşuyorsun da biz mi farkında değiliz?
DONA
Tanrı herkesle konuşur küçüğüm. Sezgiler Tannının fısıltısıdır. Ancak bilge Insanlar bu gerçeğin farkındadır. Bunun nedeni sezgi cümlelerinde Tanrının senden "Ben" diye bahsetmesidir.
BEN
Nasıl yani?
DONA
Derinlerden gelen ve asla susmayan bir sezgi cümlesini ele alalım: "Ben bu ortama ait değilim." Bu ses Tanrının sesidir. Cümlenin orijinal hali ise şudur: "Sen bu ortama ait değilsin"