Bazen tek bir an, tek bir olay, zihnindeki tüm doğruları tek kalemde silip atmaya yeter. İnsanlara inanmayı, onların iyi niyetine sığınmayı bir zayıflık değil, bir erdem sanıyordun; ta ki o güvendiğin dağların karı, gelip senin kalbine yerleşene kadar.
Artık kimseye güvenemiyor olmak bir nefret duygusu değil, bir korunma içgüdüsüdür. Kimseye düşman değilsin ama biliyorsun ki artık kimseye 'eyvallahın' da yok. Kapılarını tamamen kapatmıyorsun belki dünyaya, ama içeri girmek isteyenlerin de önce o eşikten nasıl geçeceğini çok iyi hesaplaması gerekecek.
Sırtını duvardan başka yere yaslamamayı öğrendiğin gün, aslında büyüdüğün gündür. Can sağ olsun, varsın bir sonraki sayfayı daha temkinli okuyalım. :)