İnme Riskini Katlıyor: Sigara içmenin inme riskini içmeyenlere oranla yüzde 92'ye kadar artırdığını belirten Özdemir, günde sadece 5 sigara içmenin dahi inme riskini yüzde 12 artırdığına dikkat çekmektedir. Pasif İçicilik Tehlikesi: Sigara yalnızca tüketenleri değil, pasif içicileri de etkilemektedir. Pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalanlarda da inme riski artışı yüzde 45'e kadar varabilir. -Profesör Doktor Atilla özcan özdemir
Uzunca bir süredir izlediğim her şeyin kalitesi ne kadar da düştü eski netlik yok diyordum, yine aynı şekilde kitap okurken benzer şeyler düşünmüştüm son zamanlarda biraz fazla gözüm yanınca doktora gittim miyop+astigmat var sende dedi, tabii ben buna çok şaşırınca doktor daha çok şaşırdı bu zamana kadar nasıl haberin olmadan yaşayabildin bu gözlerle dedi dhjdjd
Reklam
En acilinden tıp okuyan birilerine ihtiyacım var. Öğrenci, doktor fark etmez. Bir şey danışmam lazım da. Mesaj kutuma mesaj bırakırsanız sevinirim.
Tıbbi sekreterlik kabus aslında.Yanımda kasap doktorlar olacak.
"Sence sadece kanser mi? Psikiyatriye gittim. Antisosyal kişilik bozukluğu olan bir erkeğe ilaç yazıldı ve askere gidebilir raporu verdi. Şaka gibi. Bana döndü. Kendime zarar verdiğimi ve çevreme de zarar verebildiğimi söyledim. Psikiyatrist adam güldü ve "sevgilinden mi ayrıldın?" diye cinsiyetçi bir soru sordu alayla. "Hayır" dedim. Bir ilaç hafif yazdı. Yolladı. İlaç midemi bulandırdı. Kullanamadım. Psikoloğa da göndermedi. 15 yaşımda psikologa gittiğimde psikolog kadın elime kitap adı yazdırdı. "Sosyal fobi değil, çekingenliğin var. Bazı insanların az arkadaşı olur" diyip bütün hayatımı, kullanamadığım tek toplu taşımayı bile anlamadı. Çok sinir oldum. En sonunda ben araştırıp kendimi kendi yöntemlerimle hayatta tutmaya çalıştım. Tek tek özgün taktikler buldum toplu taşıma kullanmak ve insan içine tek kalabalık yerlere gitmek için. Nefes alamıyorum. "Sanırım burnumda et var" dedim. Adı üstünde "sanırım". Kesin değil. Burnuma bir ışık tutup baktı kulak burun boğaz erkek doktor. Bir film bile çekmedi veya tavsiye vermedi belki başka bir şey olabilir diye. "Köpek g*tünü görmüş yaram var sanmış" dedi. İlaç bile yazmadı. Odayı sinirle terk ettim. Böbreğime baktırmayı bile halamın doktorun üstünde birkaç ikazıyla oldu. Yanılmadım. Böbreğimin biri küçük, diğeri biraz büyüktü. Enfeksiyon vardı. Bir keresinde de böbreklerime bakan kadın doktor beni zorbalayarak 15 yaşımda "erkek doktor baktırmazsan bakar" tehdidiyle yanımda halam da varken cinsel muayene yaptı. Doktorların çoğundan nefret ediyorum. Narsist, ruh hastası, kendini beğenmiş ve katil ruhlu bilinçli veya bilinçsiz dikkatsiz insanlar topluluğu. Kan testlerine bile dikkatli bakmıyorlar. Bir şeyinin olmadığını söylüyorlar. Vücudunda tamamen eksiklik çıkana kadar susuyorlar. Neymiş? Değerler birkaç değerle
1000Kitap
Işığınızı söndürmeyin
Güne yine gençlerin gözyaşlarıyla başladık. Kimi kimliğini evde unuttu, kimi yaşadığı aksilikler nedeniyle sınav salonuna yetişemedi. Elbette sınava zamanında ulaşmak her öğrencinin sorumluluğu; ancak heyecanın, stresin ve aylarca süren hazırlık sürecinin yükü altında bu tür olaylar her yıl yaşanıyor. Ne yazık ki bazen birkaç dakikalık gecikme, bir öğrencinin bütün emeklerinin bir yıl daha ertelenmesine neden olabiliyor. Oysa eğitim sistemi, gençlerin önüne engeller koymak yerine onların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmalı. Keşke o pırıl pırıl zihinlerin ışığını söndürmek yerine, onların ışığını daha uzağa taşıyabilsek. Böyle günlerde aklıma Ulu Önder Atatürk'ün “Bütün ümidim gençliktedir.” sözü geliyor. Çünkü gençlik, yalnızca bir yaş dönemi değil; hayaller kurabilmenin, sorgulayabilmenin, değiştirebilmenin ve geleceği şekillendirebilmenin gücüdür. Zaman zaman onları yaşadıkları çağın etkisiyle sorumsuz ya da umursamaz olmakla suçlasak da gerçek şu ki, meşale artık onların ellerinde. Bilgiye ulaşma hızları, dünyaya bakış açıları ve sorgulama cesaretleriyle birçok konuda bizden daha ilerideler. Geleceği inşa edecek olan da onların bu enerjisi ve üretkenliğidir. Bu yazıyı okuyan ve sınav sonucundan dolayı umutsuzluğa kapılan gençlere seslenmek istiyorum: Bir sınav hayatınızın tamamı değildir. Başarıyı yalnızca bir puana, bir sıralamaya ya da bir sonuç ekranına sığdırmayın. Eğitim; insanın kendini keşfetme, geliştirme ve topluma fayda sağlayacak bir birey olma yolculuğudur. Bu yolculukta bazen istediğiniz kapılar açılır, bazen de başka yollar karşınıza çıkar. Önemli olan yürümeye devam etmektir. Meslek seçerken yalnızca hangi işi yapacağınızı değil, nasıl bir insan olmak istediğinizi de düşünün. Size uygun yaşamı, değerlerinizi ve hayallerinizi göz
Vicdan
VİCDAN Vicdan terazisinin boşsa kefesi? Günahlarla doludur gizli kesesi. Hangi dertle alınır söyle darası? Bu gönül yarası derman bulur mu? Dermanım derdimse şifa olur mu? Değersiz hissedersen bir gün kendini. Galip ilan etmiştir dünya fendini. Seller gibi coşsa da aşmaz bendini. Bilirsin haddini, eğiktir başın. Kemale ermeğe gerektir yaşın. Sor bakalım kolay mı bırakıp gitmek? Bedenini aldatıp ruhu terk etmek. Geçmişini unutup herkese küsmek. Tüm umudu kesmek kolay mı sanki? Yırtılan gururu sen dik yeter ki. Kabrine gül ekerse üç ağlayan el. Tozlarını uçurur poyraz esen yel. Kumlarını sürürse gözden akan sel. Bağrıma basayım desen olur mu? Vuslat ahirette, zaman vurur mu? Bu dünyada hiçbir şey istemem sizden. Kibir rüzgârı neler kopardı bizden. Hesaplar ahirette işte bu yüzden. Aynaya bakacak yüzümüz var mı?
Şiir
Reklam
Reklam