"İnsanlık kadar eski olan bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur: Sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen, şimdi sarıl bana."
Hayal kırıklıklarıma rağmen yeniden sevmeyi başaracağım,
Elimde hiçbir şey olmasa da vermesini bileceğim,
Bin türlü engele rağmen neşeyle çalışacağım,
Yapayalnız kalsam, terk edilsem de elimi uzatacağım,
Hıçkırarak ağlarken bile gözyaşlarımı sileceğim,
Bana güvenilmese de ben güveneceğim.
"Her şeyini yitirmiş birisi. Biliyor musun, şarkıcı, bu çok tuhaf. Eskiden, her şeyin yitirilemeyeceğini, geriye her zaman bir şeyin kalacağını düşünürdüm. Her zaman. Saflığın, zalim bir biçimde öcünü alabildiği Nefret Çağı'nda bile her şeyin kaybedilemeyeceğini sanırdım. Ama o... Birkaç litre kan kaybetti, düzgün yürüme yeteneğini, kısmen sol elinin gücünü, Witcher kılıcını, sevdiği kadını, muhteşem bir biçimde edindiği kızını, inancını yitirdi... Ama diye düşündüm, geriye bir şeyi kalmış olmalı. Fakat yanılmışım. Hiçbir şeyi yok artık onun. Tıraş bıçağı bile."