Gerçekten de birçoğumuz öyle. Neden kabullenemiyoruz bilmiyorum ama en basitinden, günümüz şartları ve kültürel etkenler kadını olduğundan daha güçlü ya da dominant bir karaktere sahip olması gerektiğini dayatmakta. Sadece kadınlar için değil; gerçeklikte hassas, duygusal, utangaç ya da karamsar olan bir şahsiyet toplumda kabullenilemiyor daha doğrusu pek söz sahibi olamıyor. Her daim güçlü olmak zorundaymışız gibi. Bazı duygulardan kaçmak zorundaymış gibi.
Ağlamak mesela...
Hep en özgür hissettiğin anda gelmiyor içinden. Bazen de en anlaşılmadığın en çaresiz hissetiğin anda geliyor.
Sanki bir toplulukta ağladığında, aşırı güldüğünde, korktuğunda, hissettiğinde aynı otoriteyi kuramayacakmışsın gibi yargılanıyorsun zihinlerin içinde.
Tüm bunlara rağmen kendi kalabilenlerin olması benliğimi koruma ve sevme yolunda bana umut vadediyorlar☺️😌