Selam
Sizlere çıktığı ilk gün alıp okumak için uzun süre beklettiğim, kalemine bayıldığım Vi Keeland’ın, Yabancı Yayınları’ndan çıkan Davetiye kitabı ile geldim.
Stella… Güçlü, korkusuz, zeki ama bir o kadar da hassas bir karakter. Mutluluk oyunu oynasa bile etrafındaki insanlara çikolata dağıtacak kadar ince düşünceli. Bir gün posta kutusunu karıştırırken eline geçen bir davetiye, hayatının yönünü tamamen değiştirecek türden.
Bu davetiye aslında ona değil; bir gece iki aylık kirayı ödemeden kaçan eski ev arkadaşı Evelyn’a ait. Üstelik düğün, Stella’nın hayalini kurduğu o ünlü mekânda yapılacak. En yakın arkadaşı Fisher’ın “Biraz eğlenmekten ne çıkar?” ısrarıyla kendini o düğünde buluyor.
Ve hikâye tam da burada başlıyor…
Damadın sağdıçlarından biri, Stella’nın dikkatini çekiyor. Stella’nın mesleği parfümörlük olunca, insanların kokularına karşı olan hassasiyeti de haliyle dikkat çekici oluyor. Aralarındaki ilk etkileşim, kısa sürede yerini güçlü bir çekime bırakıyor ve bu çekim bir dansla taçlanıyor.
Ama küçük bir detay var…
Stella’nın karşısındaki adam sıradan biri değil.
O adam, gelinin abisi ve aynı zamanda Stella’nın çalıştığını söylediği yerin sahibi olan Hudson Rothschild.
Hudson dışarıdan sert ve dominant görünse de, onu tanıdıkça içindeki romantik adamı görmek kaçınılmaz oluyor. Stella’nın dik başlılığı ve kendinden ödün vermemesi ise Hudson’ı ona daha da bağlıyor.
Gecenin sonunda Stella kaçmak zorunda kalıyor… ama telefonunu mekânda unutarak.
Telefonunu geri almak için Hudson’ın şirketine gittiğinde, aralarındaki çekim iyice kaçınılmaz hale geliyor. Hudson telefonu vermek için bir şart koşuyor: birlikte bir yemek.
Tam her şey ilerliyor derken, Stella’nın Hudson’a verdiği numarayı yanlış yazması olayları karıştırıyor. Biri aranmamayı beklerken diğeri bilerek