Aradığın gölgenin ta kendisiyim Senin ışığın, Gece adını geri çağırdığında, Kalbim seni bir Sır gibi saklar, ki asla kaybetmek istemez, Sen tatlı takıntısın ki Kışlarımı bir ufka dönüştürdü, Ve dünya ne kadar uzak dönerse dönsün, Ruhum hep seni yeniden toplar.
Ulan deli çocuk! Biz de sanıyoruz ki o eski tozlu sayfaların arasında bir hayale yanıyorsun! Meğer sen o hareketli ritimlerin arkasındaki o gizli hüzne tutulmuşsun. Bir deliye de böyle imkansız, böyle sahne ışıkları altında bir sevda yakışırdı zaten. Çal o zaman oradan bir şarkı, bu gece de Çağla için dönsün o plaklar!"
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZE HER HUSÛSTA İTAAT ŞARTTIR
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadîs-i şerîflerinde: “Müslüman kişinin, -günâh ile emrolunmadığı müddetçe- hoşuna giden veya gitmeyen bütün husûslarda, (âmirlerini) dinleyip itaat etmesi vaciptir.” Diğer bir hadîs-i şerîflerinde de “Bana itaat eden, Allâh’a itaat etmiş, bana isyan eden, Allâh’a isyan etmiş olur. Emîrime itaat eden, bana itaat etmiş, emîrime isyan eden, bana isyan etmiş olur.” buyurmuşlardır. Bu sebeple her emrinde Resûlullâh’a itaat şarttır. Nitekim, Peygamberimiz (s.a.v.), Hayber Seferi’ne çıkacakları sırada, “Son derecede yoksul veya zayıf olanlarla, binekleri uysal olmayanlar, geri dönsün!” buyurarak nida ettirdiler. Bunun üzerine, bazı kimseler geri döndüler. Bir zât da ağır yürüyüşlü huysuz bir deve üzerinde yola çıkmıştı. Deve, ürküp kaçarak onu, üzerinden yere düşürdü. Adamcağız şehit oldu. Arkadaşları, cenazesini Peygamber Efendimize getirdiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onlara ne olduğunu suâl etti. Onlar da hâdiseyi anlattılar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), “Ey Bilal! Sen, halka, binekleri uysal olmayanlar geri dönsünler, diye bildirmedin mi?” diye suâl ettiler. Bilâl-i Habeşî (r.a.) da “Evet, bildirdim ya Resûlallah!” dedi. Bunun üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.), o kimsenin cenaze namazını kendisi kıldırmaya yanaşmadı. Yine harp esnasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ara İslâm mücâhidlerini harp düzeninde sıraladılar. Kendisi emir verene kadar hücum etmeyi de yasakladılar. Fakat Eşcâ‘ kabilesinden bir adam, bu husûsta itaatsizlik göstererek Yahûdîlere saldırdı ve şehit edildi. Mücâhidler, “Yâ Resûlallah! Falan kişi şehit edildi!” dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ben, taarruzu yasaklamadım mı?” diye suâl etti. “Evet” dediler. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), itaatin her hususta icap ettiğini, kati bir
İtaat
Artık Yaşamaktan Öte
Varsın gökyüzünde bir de duman donsun Bir şair de ne olur evine ekmek taşısın Durup çocuklarla konuşsun, bugün hava, Güzel olacak desin, maça gitsin, bağırsın Hep kendini deşen bir hançer olmasın şiir Ey yaşama dürtüsü, ey kalan son burcum Koru kendini, gökyüzü alnına çarpabilir. Taşlar filiz sürüyor tohum çürürken toprakta Artık yaşamaktan öte bir seçim kalmıyor bana… Ahmet Erhan
Şiir
Elif olmak zordur Çünkü elif olmak Yuvarlak bir dünyada dik durmanın Dik ve önde Belki acıyla Ama vazgeçmeden durmanın Dünya ne kadar dönerse dönsün Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak Kaç silah varsa elife çevrilir Elif hep olduğu yerdedir Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir Zordur elif olmak Elif olmak hep vurulmaktır Elif olmak yalnizca elif olmaktir Ne B, ne T, ne S Elif, Yalnızca Elif.. Elif demeden hiçbir şey denilemez Ben elif dedim Artik her şeyi söyleyebilirim ... Mevlâna İdris
Arkadaşlar şimdi ben bi aptallık yapıp ilk fotodaki saçları ikinci fotodaki gibi kestirdim bana acil taktik verin nasıl uzatabilirim ama lütfen saça zarar veren tavsiyeler olmasın sağlıklı ama çok hızlı bir şekilde yaz sonuna kadar ilk fotodaki haline dönsün istiyorum