10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Şeytanla Dans Kitabın Yazarı- Lorraıne Heath Kitabın Sayfa Sayısı- 400 Kitabı Çeviren- Buse Barış Katı “Şeytanla dans etmenin bedeli cehennemi mesken etmektir.” Londra sokaklarının karanlığından aristokrasinin zirvesine tırmanmış, adı cinayetle ve tehlikeyle anılan bir adam: “Şeytan Kont” Lucian Langdon. Ve sevdiklerini korumak için gerekirse şeytanın ta kendisiyle bile pazarlık etmeye kararlı, güçlü bir kadın: Leydi Catherine Mabry. Kitaba başlarken klasik bir tarihi aşk romanı okuyacağımı sanıyordum ama Lorraine Heath beni çok şaşırttı! Hikaye, alışılmışın dışında çok cesur ve tehlikeli bir anlaşmayla başlıyor. Catherine’in birini ortadan kaldırması gerek, Lucian’ın ise geçmişinden gelen ve sokaklarda beraber büyüdüğü kadını bir “leydi” gibi sosyeteye hazırlayacak birine ihtiyacı var. Peki ya bu karanlık anlaşmanın ortasında, her iki karakterin de birbirinin ruhundaki yaraları saracağını kim bilebilirdi? Diyaloglar o kadar zekice yazılmış ki, okurken hem karakterlerin gururlu duruşlarına hayran kalıyorsunuz hem de aralarındaki çekim ekranı yakıyor! Eğer entrika, sınıf çatışmaları, sokak çetelerinin hüzünlü geçmişi ve nefretten doğan güçlü bir tutku arıyorsanız, aradığınız kitap kesinlikle bu. Siz bu kitabı okudunuz mu? Lorraine Heath kalemini seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım! Kitaptan Alıntılar ”Hatırlamanın unutmaktan daha sıkıntı vereceğini hiç bilmezdim.” ”Bazen bir şeyin hayalini kurmak, onu gerçeğini yaşamaktan daha çok memnun eder.” ”Bir insanın başarılarından çok hatalarından öğreneceğine inanan bir insanım.” ”Çaresizlik zaman zaman ahmaklığa sebep olurdu.” . .
Şeytanla DansLorraine Heath · Arkadya Yayınları ed · 2025139 okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2026 88. kitabı
#kübranınkitabı Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarın yine harika bir kitabıyla geldim. Keşke, sadece bir aşk hikâyesi değil; özlemi, pişmanlığı, kayıpları, vazgeçişleri ve yarım kalmışlıkları anlatan çok etkileyici bir romandı. Okurken bazen hüzünlendim, bazen geçmişe özlem duydum, bazen de kendi “keşke”lerimi düşündüm. Yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarih ve duyguyu bir araya getirmesi. Bu kitapta da Köy Enstitülerinin kuruluşundan kapanışına kadar uzanan süreci okurken hem öğrendim hem de o dönemin atmosferini iliklerime kadar hissettim. Geçmişin zorluklarını, güzelliklerini ve eğitime verilen değeri okumak benim için çok etkileyiciydi. Fikret ve Sabia’nın hikâyesi ise kalbime ayrı dokundu. Çok sevip vazgeçmek zorunda kalmayı, yıllara rağmen dinmeyen duyguları okumak beni derinden etkiledi. Bazı satırlarda boğazım düğümlendi, bazı satırlarda ise karakterlerin mutlu olmasını dileyerek sayfaları çevirdim. En çok da kitabın düşündüren tarafını sevdim. Çünkü okurken sadece karakterlerin hayatına tanıklık etmiyorsunuz; kendi hayatınıza, seçimlerinize ve içinizde kalan “keşke”lere de dönüp bakıyorsunuz. Benim için hem duygusal hem de öğretici bir okuma oldu. Yazarımın kalemine bir kez daha sağlık. Her kitabında olduğu gibi bu kitapta da geçmişle bugünü, tarihi ve aşkı öyle güzel harmanlamış ki elimden bırakmak istemedim. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, severek okuduğum ve gönülden tavsiye edeceğim bir kitap oldu. Siz hiç yıllar geçse de unutamadığınız bir “keşke” taşıdınız mı?
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,003 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·200 syf.··
2026 23. kitabı
🪽 Her şey kendi sonuna teslim olur. Sanırım bu insanüstü ruh haline ulaşan bir tek ben değilim. . . 🪽 Belki de hayat sadece bir "an"dan ibaretti ve üzerinde durup düşünmek için fazla kısaydı.. . . 🪽 Tanrıcılık oynayıp rakamlar veren, hastasına "altı ay" ömrü kaldığını söyleyen doktorlar , -onlar kim oluyordu ve istatistikten ne anlarlardı; doğrusu, insan merak ediyordu.. . . 🪽 Bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an... Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gece olur. . . 🪽 Merhabalar sevgili kitap dostlarım bugün sizleri Paul Kalanithi ile tanıştırmak istiyorum. Kim Deniz şu Paul dediğinizi duyar gibiyim. Paul hem hekim hem hasta olarak ölümle yüzleşmiş, onu incelemiş, onunla güreşmiş ve sonunda onu kabullenmiş bir beyin cerrahı.. İnsanların ölümü anlamalarına, ölüm fikriyle yüzleşmelerine yardımcı olmak istiyordu. Ve korkarım hayatımda hiç bu kadar fazla ölümü düşündüğüm bir zaman dilimi olmamıştı. Hem kendi ölümümü, hem de çevremdeki nefes alan nerdeyse tüm canlıların ölümünü ... Neden mi? Hazırsanız başlıyoruz . . 🪽 Paul 'ü tanımaya , çocukluk yıllarından başlıyoruz. Babası da hekim olan Paul, aslında babasına hasret zor bir çocukluk süreci geçiriyor. Ancak, son anda tıp okumaya karar veriyor. Alan seçerken de pek çok doktorun cesaret edemeyeceği beyin cerrahisinde karar kılıyor.. Çok fazla ölüme tanık oluyor Paul ve sıradanlaşan ölümü sürekli başkalarında izliyor. Taa ki , bir gün ölüm bir nefes kadar yakınına gelene kadar... . . 🪽 Tükenmekte olan evliliği , Paul için akciğer kanseri teşhisi konulduğunda toparlanmaya başlıyor.. Başarı mı , yıkım bilemedikleri bir sürece giren ikili ile biz de hastalığın her adımını, ölümün soğuk nefesini ensemizde hissediyoruz... Alınan her karar, atılan her adım,
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,640 okunma
Temizlik de bitti, kitap da!
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
Bugün elime kitap alamadığım bir gündü; çünkü yemek, temizlik derken hepsini tek başıma halletmem gerekiyordu ve yaptım da! Ama fiziksel bir iş yaparken aklımı da boşta bırakmak istemedim. Genelde şarkı dinlerim ama temizlik tam gün sürünce, bütün gün 'dım tıs dım tıs' müzik de kafa kaldırmıyor, yaş olmuş 30+ sonuçta! ​Neyse kısa keseyim; açtım bir sesli kitap, temizlik bittiğinde kitap da bitmişti! Hem de sürekli durdura durdura dinlediğim halde bitti, inanabiliyor musunuz? Malum anneyiz; temizlik yaparken peşimizde hep o tatlı kuyruk var... Bir ara su kovaları devrildi, balkon yıkanırken hortumla bile ıslatıldım! ​Dinlediğim kitap Saniye Bencik Kangal hocamızın 'Evlat' kitabıydı sevgili dostlarım. O kadar akıcıydı ki sanki birlikte edilen güzel bir sohbet gibiydi. Kitapta bir kadının, bir annenin inişli çıkışlı ve hepimize biraz benzeyen hayatını bulacağınıza, okurken içinizin sıcacık olacağına eminim. ​Okumak ya da dinlemek isteyen birçok kişinin en az 3-4 başlıkla kalbinden vurulacağına eminim. Merak edenler için kitabın bölüm başlıklarını aşağıya bırakıyorum: ​ Kitaptan Öne Çıkan Bölüm Başlıkları: Kriz anları için çözüm önerileri Bebeklik ve erken çocukluk döneminde beyin gelişimine kısa bir bakış Babanın çocuk gelişimindeki rolü Erken çocukluk döneminde özgüven gelişimi Çocukla iletişimde kullanılan kelimeler ve önemi Erken çocukluk döneminde hareket ihtiyacı Çocuk gelişiminde oyun ve kaliteli zaman Çocuk ve kitap Erken çocukluk döneminde televizyon ve tablet kullanımı Çocukluk çağı mastürbasyonu Erken çocukluk döneminde oyuncak ve renk tercihleri Kardeş kıskançlığı Erken çocukluk döneminde boşanma Erken çocukluk döneminde ölüm kavramı Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram
EvlatSaniye Bencik Kangal · Elma Yayınları · 20191,160 okunma
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202637 okunma
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım! Bugün sizlere tam anlamıyla film tadında, soluksuz okuyacağınız harika bir gerilim önerisiyle geldim! Lyla başarılı bir virolog; sevgilisi Nico ise oyuncu/model, yani tam olarak ne iş yaptığı belli olmayan ama ünlü olmak için her yolu denemeye hazır bir profil. Bir gün, hayatlarını tamamen değiştirecek yeni bir reality şov teklifi alıyorlar: 5 çift, broşürlerden fırlamış gibi duran muhteşem bir okyanus adası ve aralarında "mükemmel çifti" seçmek için düzenlenecek bir yarışma... Lyla, sevgilisinin büyük hayallerine engel olmamak için istemese de kendini bir anda bu adada, kameraların karşısında buluyor. Ancak her şey televizyonda göründ üğü gibi toz pembe değil. Adaya gittikten sonra yaşanan gerilimlerden sonra, program ekibi adadan ayrıldığı an beklenmedik, devasa bir fırtına patlak veriyor ve işler tamamen çığırından çıkıyor! Düşünün: 10 insan, ıssız bir adada, elektriksiz, susuz ve yiyeceksiz... Kaç gün dayanabilirler? Hayatta kalmak için sınırlarını ne kadar zorlayabilirler? İşte tüm bu soruların cevabı kitabın sayfalarında gizli. Aslında kitabı elime aldığımda konuya dair bambaşka tahminlerim vardı ama beni tamamen ters köşe yapan, şaşırtıcı bir senaryo karşıladı. Temponun ve o tekinsiz gerilimin bir an bile düşmediği, tam bir Ruth Ware klasiğiydi! Yazarın o klostrofobik atmosfer yaratma becerisine yine hayran kaldım. Türü sevenler kesinlikle şans vermeli!
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202647 okunma