"Paçoz, kendi çıkarları için her yolu mübah sayan, küstah, peş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş. Dostoyevski ‘Puşlost’ (Poshlost) der. Topluma musallat olan, iblis ayarlı, paçozluktur, Puşlost. İşte kitap paçozluğun hikayesi. Puşlost tüm bu kavramları içinde toplayan tanımlama. Bizde de Ömer Seyfettin’in Efruz Bey tiplemesi, Nesin’in Zübük’ü kısmen buna yakındır. Ama benim ele aldığım paçozluk süreci Puşlost’a daha yakın ve korkum o ki, bu iblis Türkiye’ye yerleşmektedir. Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti, ırkı yoktur ve giderek Türkiye’ye yerleşiyor." Alev Alatlı
Kendisinden psikoloji adına bir şeyler öğrendiğim tek kişi Dostoyevski'dir... Nietzsche
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ankara'da yağmur, 18 Haziran...
Haziranın 18'i.. O kadar güzel bir yağmur yağdı ki Ankara'nın beni adımlarımdan tanıyan sokaklarına, caddelerine. Doyasıya yürüdüm, her şeyi unutarak.. Ve en büyük şansım dışarıda çok az insan olmasıydı, koca bir semtte tek başıma yürüyorum gibi.. Normalde yağmura denk gelince Evgeny Grinko'dan 'Field''ı dinleyerek yürürüm ama bu kez kulaklığı takmama gerek kalmadı.. Parçanın melodisi zihnimde çalmaya başladı kusursuzca ve zihnimde şahane melodi, dışarıda yağmurun yere vuruş sesiyle beraber hiçbir yere acelem yokmuşçasına, yağmurla dertleşmek istercesine yavaş yavaş yürüdüm. Saçlarımdan kaldırımlara düşen yağmur damlalarına bakıp hafif bir tebessümde bulundum.. Ah nasıl coşkuluydu içim keşke anlatabilsem sizlere, haykırabilsem o an duyduğum bütün hisleri.. Ama anlamazsınız ki.. Kaldırımın birinde boylu boyunca birçok salyangoz gördüm.. Kiminin üstüne basılmıştı; insan tarafından, kimi yolunu arıyordu. Hepsini tek tek toplayıp kaldırımın kenarındaki toprağa bıraktım ve biraz da sohbet ettim onlarla, insanların arasına fazla karışmamalarını tembihledim.. O kadar güzel ıslandım ki yine.. Annem görse şimdi 'oğlum şu yaptığın iş mi, hasta olacaksın' diye diye yerdi başımı; ve bilmezdi ki oğlunu hasta eden şey yağmur değil, insanlardı.. Yaş aldıkça, sokaktaki hayvanları sevdikçe, birbirinden güzel kitapları okudukça; insanlardan uzaklaşıyorsun.. Bir İngiliz Edebiyatı romanının pastoral betimlemesinde karşılaştığım ve şahane sohbeti olan bir karakterin yerini hangi insan tutabilir ki şimdi? Ya da Cioran'la dertleştiğim gibi kiminle dertleşebilirim? Hangi iç hesaplaşmamda Dostoyevski'ye takılı kalır, hangi buz gibi gecede gökyüzünü izlerken Tezer'in umutsuzluğunu, Oğuz Atay'ın yalnızlığını düşünürüm? Zihnim bunlarla doluyken ve içimde 'Field'in melodisi başa alıp alıp tekrar
Şu sıralar Dostoyevski havamdayım.
"...Kişinin, ruhunu acıyla temizlemesi daha kolaydır..." Bir Yazarın Günlüğü Dostoyevski
"İnsanlar seni çözemediklerinde önyargılarını kullanırlar." Fyodor Dostoyevski
Alıntı