Aslında bu kitaptaki fikirlerin çoğu çoğumuza tanıdık gelen fikirler. Hayatın amaçsız olduğu, amacını bir noktada kendinin bulması gerektiği; topluma bağlı iyi
ve kötü kavramlarının önemsiz ve yanıltıcı olduğu bu yüzden insanın toplumun ona dayattığı bütün değer ve kalıplardan sıyrılıp kendi kendisini adeta bir Tanrı gibi baştan yaratabilmesi çoğumuzun bilinçaltında zaten zuhur eden birtakım fikirler. Ben Nietzche’nin bu eserle 20. Yüzyıl İlahi Komedyasını yazdığını düşünüyorum, nasıl İlahi Komedya döneminin Floransasının şartlarından ve politik atmosferinden etkilendiyse bu kitapta da bunun izlerini yakalamak mümkün. Nietzche Tanrı’yı öldürerek bir nevi insanı putlaştırmadan tanrılaştırıyor ve Tanrı’nın yaratma gücünü Tanrı’dan geri alıp insana veriyor. İnsanın kendi kendisini baştan yaratmasından bahseden Nietzche’nin bu görüşü akıllara bir soruyu getiriyor: Yaratma gücü olan Üstinsanın yok etme gücü de var mıdır? Üstinsan kendisini yeniden yaratma uğruna kendisini yok edebilmeli midir? Tıpkı Rammstein’ın Ich Will şarkısındaki gibi: “Ich will in beifall untergehen.” güneşler gibi batabildiği gibi kendisini nereye kadar yok etmelidir? Yok etmenin öldüğü nerede yeniden yaratma başlar?