Ölümsüz bir dünyada yazının, aşkın, öfkenin nerdeyse anlamı kalmaz. Zaten yazar, hayatın bütün katmanlarında faaliyet gösterebilen bir mezar kazıcısına benzer. Kurguya dâhil ettiği her parça sönmüş, donmuş hatta ölmüş kraterlerden alınmadır. Ölümlü anlar birleşerek ölümsüz bir bütünlük meydana getirir. Kurmaca, hâliyle insan doğasının yaşanmışlıklarından faydalanır. Ama onlar yaşanmış bitmiş, ikinci defa tekrar edilmesi imkânsız deneyimler olarak yazarın elinde Dr. Frankensteinvari bir yaratma zevkinin parçalarına dönüşür. Ölümlü parçalardan hayat dolu kurgular doğar. Yazı da çürümenin ardından gelen yeşermenin doğal yasalarına bağlıdır. Ölüm çarpar, dağıtır, yenilgiye uğratır; ölüm fikri ise sonu gelmez bir oyuna kapı aralar. Acaba yazmak, çok derinlerde ölüm fikri karşısında oynanan bir oyun mudur?
Dagirker biçûk bû, xwedî rihekî pûç, bêbinyad û koçber bû. Ji xwe ji kula xwe haydar, ji kiryarên xwe bihêvî bû, ji rastiya xwe reviya dîroka derewîn ji xwe re kir şûr û mertal, leşkerên potînreş, zindanên tarî û sar kir nobedar, nav û beynokên nebaş ji xwe dûr xist û avêt ser niştecihan, avêt ser kurdan.
Son sınav kağıdını da verdiğimde, tam bir beyin zafiyeti yaşıyor, tek bir kitap bile görmek istemiyordum. Ne düşünmek istiyordum, ne de düşünen herhangi birini görmek.
Bence kendi gerçekliğinizde bir şeyleri derecelendirip aşırıları aramaya meyillisiniz. O yüzden de karşınızdakinin davranışı değiştiğinde sizin dr davranışınız değişiyor, aldığınız kadar veriyorsunuz ve bu da uzun vadede size yük oluyor.
“Son Vaka” (The Final Problem) – Sherlock Holmes
Sherlock Holmes, Londra’da uzun süredir devam eden ve birbirinden bağımsız gibi görünen suç olaylarını incelerken, bu olayların aslında tek bir merkezden yönetildiğini fark eder. Banka dolandırıcılıkları, şantajlar, sahte belgeler ve siyasi komplolar arasında görünmeyen bir bağ vardır. Holmes, yaptığı titiz gözlemler ve çıkarımlar sonucunda tüm bu suç ağının arkasında “suç dünyasının Napolyon’u” olarak anılan Profesör Moriarty’nin bulunduğunu ortaya çıkarır.
Profesör Moriarty, dışarıdan bakıldığında saygın bir akademisyen gibi görünse de aslında Avrupa’nın en güçlü suç örgütünü gizlice yöneten bir dehadır. Matematik alanındaki olağanüstü zekâsını suçları planlamak ve iz bırakmadan organize etmek için kullanmaktadır. Londra’daki birçok büyük suçun doğrudan ya da dolaylı olarak onun kontrolünde olduğu anlaşılır. Holmes, Moriarty’nin sistemini çökertmek için deliller toplamaya başlar ve bazı adamlarını yakalatmayı başarır. Ancak bu durum, Moriarty’nin dikkatini tamamen Holmes üzerine çeker.
Moriarty, Holmes’un kendisi için ciddi bir tehdit olduğunu fark eder ve onu ortadan kaldırmak için plan yapar. Holmes da bunun farkındadır ve artık bu mücadelenin sadece bir soruşturma değil, ölümcül bir satranç oyunu olduğunu bilir. Moriarty’nin adamları Holmes’u takip etmeye başlar. Bu süreçte Holmes, yakın arkadaşı Dr. Watson’ın zarar görmemesi için onu bilinçli olarak olaylardan uzak tutar ve güvenli bir şekilde Londra’dan uzak bir yere gönderir. Watson, Holmes’un ani ve gizemli davranışlarını tam olarak anlayamaz ama onun ciddi bir tehlike altında olduğunu hisseder.
Holmes, Londra’dan ayrılarak Avrupa’ya geçer. Amacı Moriarty’nin planlarını bozmak ve onu doğrudan karşı karşıya gelmeye zorlamaktır. Bu kovalamaca boyunca Holmes
"…o sadece bilim, felsefe, şiir aşığı bir beyefendi ve aslında her tür bilgiye meraklı; burada yapyalnız olduğundan bu işleri hobi haline getirerek vakit geçiriyor."